TCK m. 296'da düzenlenen 'hükümlü veya tutukluların ayaklanması' suçu ile TCK m. 265'te düzenlenen 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu arasındaki ayrım nasıl yapılır? Koğuşlar arasında çıkan bir kavga sırasında, kendi koğuşlarını savunmak amacıyla infaz koruma memurlarına direnen ve onları yaralayan bir grup hükümlünün eylemi hangi suç kapsamında değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın yaklaşımını belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171728

Bu iki suç arasındaki temel ayrım, eylemin amacında ve boyutunda yatmaktadır. 'Hükümlü veya tutukluların ayaklanması' (TCK m. 296) suçunun oluşabilmesi için, eylemin 'toplu' olarak (en az 4 kişi) ve cezaevi idaresinin otoritesini kırmaya, kurumu yönetme imkanını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya yönelik genel bir başkaldırı niteliği taşıması gerekir. Amaç, cezaevi yönetimine karşı gelmektir. 'Görevi yaptırmamak için direnme' (TCK m. 265) suçunda ise amaç, kamu görevlisinin (infaz koruma memuru) yapmakta olduğu belirli bir görevi (örneğin kavgayı ayırma, arama yapma) engellemektir. Eylem daha spesifik ve o anki göreve yöneliktir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2017/1951 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, koğuşlar arası bir kavga gibi ani gelişen olaylarda, hükümlülerin cezaevi yönetimine karşı genel bir isyan niyetiyle değil, o anki kavganın bir tarafı olarak memurlara direnmeleri, ayaklanma suçunu değil, görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur. Olayda, cezaevi yönetiminin kurumu idare etme imkanının ortadan kalkmadığı, eylemin genel bir başkaldırı değil, spesifik bir olaya (kavga) yönelik bir tepki olduğu durumlarda, TCK m. 265'in uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, sorudaki eylem, 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu kapsamında değerlendirilmelidir.