5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 83/1, hükümlünün 'ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından' ziyaret edilebileceğini düzenlerken, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik m. 9/2, bu üç kişilik listenin 'kuruma kabulünden itibaren 60 gün içinde' bildirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kanunda olmayan bir sürenin Yönetmelikle getirilmesi, normlar hiyerarşisi açısından hukuka uygun mudur? Bu 60 günlük süreyi kaçıran bir hükümlünün, sonradan liste verme talebinin reddedilmesi işlemi yargı denetimine tabi midir?
Kanunda olmayan bir hak düşürücü veya kısıtlayıcı sürenin Yönetmelik ile getirilmesi, normlar hiyerarşisi açısından hukuka aykırıdır. Normlar hiyerarşisine göre, kanun altı bir düzenleyici işlem olan yönetmelik, kanuna aykırı hükümler içeremez ve kanunun kapsamını daraltamaz. 5275 sayılı Kanun m. 83, ziyaret hakkını bir süre koşuluna bağlamamıştır. Yönetmeliğin getirdiği 60 günlük süre, temel bir hak olan ve hükümlünün sosyalleşmesi amacına hizmet eden ziyaret hakkını, kanuni bir dayanak olmaksızın kısıtlamaktadır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/347 K. sayılı kararındaki karşı oyda da belirtildiği gibi, bu durum Anayasa'nın temel hakların ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin 13. maddesine aykırıdır. Yönetmelikteki bu süre, hak düşürücü bir süre olarak değil, idari işleyişi kolaylaştırmaya yönelik 'düzenleyici' bir süre olarak yorumlanmalıdır. 60 günlük süreyi kaçıran bir hükümlünün, sonradan (özellikle makul bir gerekçe ile) verdiği ziyaretçi listesinin kabul edilmemesi işlemi, bir idari işlem olup yargı denetimine tabidir. Hükümlü, bu ret kararına karşı İnfaz Hakimliği'ne şikayette bulunabilir. İnfaz Hakimliği'nin, normlar hiyerarşisini ve hakkın özünü gözeterek, Yönetmelik hükmünü kanuna aykırı bulup ret işlemini iptal etmesi hukuken beklenir.