Bir öğretmen hakkında yürütülen güvenlik soruşturmasında, adayın bir yakınının yasadışı bir örgüte üye olduğu yönünde istihbari bir bilgi elde edilmiştir. Adayın kendisi hakkında ise herhangi bir adli sicil kaydı veya olumsuz bir tespit bulunmamaktadır. İdarenin, sadece bu istihbari bilgiye ve akrabalık ilişkisine dayanarak adayın atamasını yapmaması, Anayasa'nın 128. maddesi ve 'hukuk devleti' ilkesi açısından değerlendirildiğinde hukuka uygun mudur?
Hayır, hukuka uygun değildir. Bu idari işlem, birkaç temel hukuk ilkesini ihlal etmektedir: 1) Sorumluluğun Şahsiliği İlkesi: Anayasa'nın 38. maddesinde ceza hukuku için düzenlense de, hukukun genel bir ilkesi olarak idare hukukunda da geçerlidir. Bir kimse, başka birinin, hatta bir yakınının eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz ve bir haktan mahrum bırakılamaz. Atama kararının, adayın kendisiyle ilgili somut bir olguya değil, bir yakınına dayandırılması bu ilkeye aykırıdır. 2) Hukuk Devleti ve Belirlilik İlkesi: Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti, idarenin eylem ve işlemlerinin öngörülebilir, belirli ve hukuki denetime elverişli olmasını gerektirir. 'İltisaklı' veya 'irtibatlı' gibi soyut, içeriği belirsiz ve sadece istihbari bilgiye dayanan gerekçeler, idari işlemin sebep unsurunu sakatlar. İdarenin, atamama kararını, kişinin kendisinin kamu hizmetine girmesine engel teşkil edecek somut, kanıtlanabilir bir fiiline dayandırması gerekir. 3) Kamu Hizmetine Girme Hakkı: Anayasa'nın 70. maddesi, her Türk'ün kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğunu ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceğini belirtir. Bir yakınının durumu, görevin gerektirdiği bir nitelik değildir. Yargı içtihatları da (Danıştay ve İdare Mahkemeleri), bu türden, adayın şahsıyla ilgisi olmayan ve somut delillerle desteklenmeyen gerekçelerle tesis edilen atamama işlemlerini iptal etme eğilimindedir.