Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/11, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde HAGB kararının açıklanacağını düzenler. Sanığın denetim süresi içinde işlediği fiil, hem kasten işlenen yeni bir suç (örneğin hakaret) oluşturuyor hem de denetimli serbestlik kapsamında 'belirli yerlere gitmeme' yükümlülüğünü ihlal ediyorsa, mahkeme hangi gerekçeye dayanarak hükmü açıklamalıdır? Bu seçimin sanık lehine olabilecek potansiyel sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171693

CMK m. 231/11, hükmün açıklanması için 'kasten yeni bir suç işlemesi VEYA denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması' şeklinde iki alternatif ve bağımsız sebep öngörmüştür. Kanun bu iki sebep arasında bir öncelik sıralaması yapmamıştır. Dolayısıyla mahkeme, her iki ihlal de gerçekleşmişse, bunlardan herhangi birine veya her ikisine birden dayanarak hükmü açıklayabilir. Ancak bu seçimin sanık lehine önemli bir sonucu olabilir. CMK m. 231/11'in ikinci cümlesi, 'Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.' demektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, bu lehe düzenleme (infazda indirim, erteleme, seçenek yaptırıma çevirme) sadece 'yükümlülüklere aykırı davranma' halinde uygulanabilmekte, 'kasten yeni suç işleme' halinde ise uygulanamamaktadır. Bu durumda, mahkeme eğer hükmü 'yükümlülüğe aykırılık' gerekçesiyle açıklarsa, sanık lehine bu indirim ve alternatif kurumları uygulama imkanına sahip olacaktır. Eğer 'kasten yeni suç işleme' gerekçesiyle açıklarsa, HAGB kararındaki cezayı olduğu gibi açıklamak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla, sanığın menfaati, mahkemenin hükmü 'yükümlülüğe aykırılık' sebebine dayandırarak açıklamasındadır.