Hukukun evrensel ilkelerinden olan 'kanunilik ilkesi' (suçta ve cezada) ile 'sorumluluğun şahsiliği ilkesi' arasında nasıl bir ilişki vardır? Devlet Memurları Kanunu m. 125'te düzenlenen disiplin cezaları açısından bu iki ilkenin geçerliliğini ve uygulanma şeklini tartışınız.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (TCK m. 2), kanunda açıkça suç olarak tanımlanmayan bir fiilden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağını ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağını belirtir. Sorumluluğun şahsiliği ilkesi (Anayasa m. 38/7, TCK m. 20) ise, ceza sorumluluğunun şahsi olduğunu, kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağını ifade eder. Bu iki ilke birbirini tamamlar: Kanunilik ilkesi hangi fiilin suç olduğunu belirlerken, sorumluluğun şahsiliği ilkesi bu fiilden kimin sorumlu tutulacağını sınırlar. Disiplin hukuku, ceza hukukuna göre daha esnek kurallara tabi olsa da bu temel ilkeler, kıyasen de olsa burada da geçerlidir. DMK m. 125, disiplin suçlarını ve cezalarını katalog şeklinde sayarak 'kanunilik' ilkesini sağlamaya çalışır. 'Uyarma', 'kınama', 'aylıktan kesme' gibi cezalar ve bunlara yol açan fiiller tek tek belirtilmiştir. Ancak m. 125/E'nin sonunda yer alan '...ve benzeri fiillerde bulunmak' gibi ifadeler, ceza hukukundaki kadar katı bir kanunilik (belirlilik) olmadığını, idareye takdir yetkisi tanındığını gösterir. 'Sorumluluğun şahsiliği' ilkesi ise disiplin hukukunda mutlak olarak geçerlidir. Bir memura, başka bir memurun veya amirinin işlediği bir disiplin suçu nedeniyle ceza verilemez. Her memur, sadece kendi görev, yetki ve sorumluluk alanı içinde, kendi kusurlu eylem veya ihmalinden dolayı disiplin sorumluluğuna tabi tutulur. Kolektif disiplin cezası kabul edilemez. Dolayısıyla, kanunilik ilkesi disiplin hukukunda daha esnek uygulanırken, sorumluluğun şahsiliği ilkesi ceza hukukundaki gibi katı bir şekilde uygulanır.