5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 7. fıkrası, süreli hapis cezalarında sonuç cezanın 30 yılı aşamayacağını düzenlemektedir. Aynı kanunun 62. maddesi ise takdiri indirim nedenlerini düzenler. Sanık hakkında yapılan yargılamada, temel ceza ve artırımlar sonucu 45 yıl hapis cezasına ulaşılmış, ardından TCK m. 62 uygulanarak ceza 37 yıl 6 aya indirilmiş ve son olarak TCK m. 61/7 uyarınca ceza 30 yıla indirilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazında belirttiği gibi, cezanın önce 30 yıla indirilip, bu miktar üzerinden TCK m. 62'nin uygulanması mümkün müdür? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/109 K. sayılı kararındaki hukuki gerekçelendirmeyi açıklayınız.
Hayır, bu mümkün değildir. TCK'nın 61. maddesi, cezanın belirlenmesinde izlenecek sırayı emredici bir şekilde düzenlemiştir. TCK m. 61/5'e göre, temel ceza belirlendikten sonra sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik gibi hükümler ve en son olarak 'takdiri indirim nedenleri' (TCK m. 62) uygulanarak 'sonuç ceza' belirlenir. TCK m. 61/7'de yer alan 30 yıllık üst sınır ise, bu 'sonuç ceza' için getirilmiş bir tavan niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/109 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kanun koyucunun belirlediği bu sıralama kesindir. TCK m. 62'deki takdiri indirim, TCK m. 61/7'deki üst sınırdan önce uygulanması gereken bir aşamadır. Dolayısıyla, tüm artırım ve indirimler (TCK m. 62 dahil) yapıldıktan sonra ortaya çıkan ceza 30 yılı aşıyorsa, bu ceza kanun gereği kendiliğinden 30 yıla indirilir. Cezanın önce 30 yıla indirilip, sonra bu miktar üzerinden TCK m. 62'nin uygulanması, TCK m. 61'de belirtilen sıralamaya ve TCK m. 2'de düzenlenen kanunilik ilkesine aykırılık teşkil eder. Bu uygulama, kanunda öngörülmeyen bir indirim usulü yaratmak anlamına gelir. Başsavcılığın itirazındaki 'adaletsizlik' algısı, kanunun sistematiğinin bir sonucudur ve yargı kararıyla değiştirilemez.