Türk Vatandaşlığı Kanunu uyarınca yapılan bir vatandaşlık başvurusunun, 'milli güvenlik ve kamu düzeni açısından engel teşkil edecek bir hali bulunduğu' gerekçesiyle idare tarafından reddedilmesi durumunda, bu ret kararının hukuki niteliği nedir ve bu karara karşı hangi hukuki yollara başvurulabilir? İdarenin bu konudaki takdir yetkisinin sınırları nelerdir?
Vatandaşlık başvurusunun reddi kararı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında bir 'idari işlem' niteliğindedir. Bu nedenle, idari yargı denetimine tabidir. Başvurusu reddedilen kişi, bu karara karşı iki temel hukuki yola başvurabilir: 1) İdareye İtiraz: Kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde, kararı veren makama (İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü) itiraz edilebilir. Bu itiraz, dava açma süresini durdurur. İdarenin 30 gün içinde cevap vermemesi zımni ret sayılır ve dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar. 2) İptal Davası: Kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde, yetkili ve görevli mahkeme olan Ankara İdare Mahkemesi'nde, İçişleri Bakanlığı'na karşı iptal davası açılabilir. Bu dava, idareye itiraz etmeden doğrudan da açılabilir. İdarenin takdir yetkisi, 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirtildiği gibi 'aranan şartları taşımanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı' ilkesine dayanır. Ancak bu yetki sınırsız ve keyfi değildir. İdari işlemin 'sebep' ve 'maksat' unsurları açısından hukuka uygun olması gerekir. 'Milli güvenlik ve kamu düzeni' gibi gerekçeler soyut ve genel ifadelerle kullanılamaz. İdare, ret kararını somut, denetlenebilir, hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelere dayandırmak zorundadır. Aksi takdirde, dayanaktan yoksun, soyut iddialarla tesis edilen ret kararı, mahkeme tarafından iptal edilebilir.