5237 sayılı TCK'nın 296. maddesinde düzenlenen 'hükümlü veya tutukluların ayaklanması' suçunun maddi unsurlarından olan 'fail sayısı' ve 'eylemin niteliği' açısından Yargıtay'ın yaklaşımı nasıldır? Koğuşta bulunan üç tutuklunun, talepleri karşılanmadığı için yatakları ateşe verip 'bu bir isyandır' diye bağırması, bu suçun oluşumu için yeterli midir? İlgili Yargıtay kararını referans alarak analiz ediniz.
TCK m. 296/1, hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında hapis cezasına hükmolunacağını belirtirken, hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması halinde bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu, suçun oluşumu için 'üçten fazla' yani en az dört kişinin katılımını arayan bir objektif cezalandırılabilme şartı veya suçun maddi unsurudur. Sorudaki olayda üç tutuklu bulunmaktadır, bu nedenle fail sayısı bakımından suçun yasal unsuru oluşmamıştır. Ayrıca, Yargıtay eylemin niteliğine de özel bir önem atfetmektedir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2012/6954 K. sayılı kararında, sanıkların 'bu bir isyandır' diye bağırmasına rağmen, eylemin cezaevi yönetiminin kurumu idare etme imkanını kısmen veya tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve eylemin TCK m. 296'daki ayaklanma tanımına ne şekilde uyduğunun tartışılması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, ani gelişen tepkisel olayların veya sadece mala zarar vermenin, kurum yönetimini engelleme amacı ve niteliği taşımadığı sürece ayaklanma suçu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, sorudaki olayda hem fail sayısı (üç kişi) yetersizdir hem de eylemin niteliğinin ayaklanma kastı ve boyutu taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu iki nedenle, TCK m. 296'dan mahkumiyet kurulması hukuka aykırı olacaktır.