5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinde özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlar arasında sayılan 'güvenlik soruşturmasının olumlu olması' kriteri, Anayasa Mahkemesi'nin 'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'na ilişkin iptal kararları ışığında nasıl yorumlanmalıdır? Hakkında HAGB kararı bulunan bir kişinin özel güvenlik kimlik kartı başvurusunun bu gerekçeyle reddedilmesi hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171666

Özel güvenlik görevlisi olabilmek için aranan 'güvenlik soruşturmasının olumlu olması' şartı, 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer almaktadır. Ancak bu şartın uygulanması, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu çerçevesinde ve Anayasa Mahkemesi'nin bu kanuna ilişkin kararları doğrultusunda yorumlanmalıdır. Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturmalarının kapsamının ve elde edilen verilerin nasıl kullanılacağının kanunla açıkça ve belirli bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini, aksi takdirde özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edileceğini vurgulamıştır. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı, 5271 sayılı CMK uyarınca sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayan ve denetim süresi sonunda davanın düşmesiyle sonuçlanabilen bir kurumdur. Masumiyet karinesi gereği, HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkumiyet değildir. Dolayısıyla, sadece HAGB kararına dayanılarak bir kişinin güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması ve özel güvenlik kimlik kartı talebinin reddedilmesi, ölçülülük ilkesine ve masumiyet karinesine aykırı bir idari işlem teşkil eder. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin E. 2022/17, K. 2022/936 sayılı kararında da belirtildiği gibi, somut ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelerle desteklenmeyen, sadece istihbari bilgi notuna veya kesinleşmemiş yargı kararlarına dayanan ret işlemleri hukuka aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle, salt HAGB kararına dayalı bir ret işlemi, iptal davasına konu edilebilir.