Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/347 K. sayılı kararının karşı oyunda, hükümlünün ziyaretçi bildirme süresini düzenleyen Yönetmelik hükmü neden 'temel hakların ancak kanunla sınırlanabileceği' ilkesine aykırı bulunmuştur?
Karşı oyda, hükümlünün ailesi ve dış dünya ile bağ kurmasını sağlayan 'ziyaret hakkı'nın, AİHS ve Anayasa ile korunan 'kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı' kapsamında temel bir hak olduğu savunulmuştur. Anayasa'nın 13. maddesine göre, temel hak ve hürriyetler ancak 'kanunla' sınırlanabilir. Somut olayda ise, 5275 sayılı İnfaz Kanunu, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesi vermesi için herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemişken, bu kısıtlamanın (60 gün) bir 'Yönetmelik' ile getirildiği belirtilmiştir. Yönetmelikler, normlar hiyerarşisinde kanunların altında yer alan ve kanunların uygulanmasını gösteren düzenleyici işlemlerdir; kanunla öngörülmemiş bir sınırlamayı tek başlarına getiremezler. Karşı oya göre, temel bir hakkın, kanuni dayanağı olmaksızın bir yönetmelik hükmüyle kısıtlanması, Anayasa'nın 13. maddesine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu nedenle Yönetmelik'teki 60 günlük sürenin hak düşürücü değil, sadece düzenleyici bir süre olarak kabul edilmesi gerektiği savunulmuştur.