Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/2026 E. sayılı kararında, savcılıklar arası yetki uyuşmazlığına ilişkin kanun yararına bozma talebi neden 'erken' bulunarak reddedilmiştir? Mahkeme hangi usuli yolun izlenmesi gerektiğini işaret etmiştir?
Yargıtay 16. CD'nin anılan kararında, kanun yararına bozma talebi, bu yola başvurmak için henüz 'olağan kanun yollarının tüketilmediği' gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararda, kanun yararına bozmanın 'olağanüstü bir kanun yolu' olduğu ve ancak başka hiçbir çözüm yolunun kalmaması halinde başvurulabileceği vurgulanmıştır. Somut olayda, savcılıklar arasındaki yetki uyuşmazlığı henüz soruşturma aşamasındadır. Yargıtay'a göre, bu aşamada doğru usuli yol, soruşturma sonucunda yetkili olduğu düşünülen mahkemede bir iddianame düzenlenmesidir. Eğer iddianameyi kabul eden mahkeme kendisini yetkisiz görür ve bir yetkisizlik kararı verirse veya başka bir mahkeme karşı yetkisizlik kararı verirse, bu durumda mahkemeler arasında çıkacak 'olumsuz yetki uyuşmazlığı'nın CMK m. 17 uyarınca ilgili Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından çözülmesi gerekir. Yani, sorun mahkemeler aşamasına taşınarak olağan usullerle çözülebilecekken, henüz bu yollar tüketilmeden doğrudan olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozmaya gelinmesi usulen hatalı bulunmuş ve talep bu nedenle reddedilmiştir.