Bir kamu işçisinin, işvereni olan kamu kurumu ile arasındaki uyuşmazlığın adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görüleceğinin belirlenmesindeki temel kriter nedir? Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 2021/185 E. sayılı kararında bu kriter nasıl uygulanmıştır?
Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görüleceğini belirleyen temel kriter, personel ile idare arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir. Eğer ilişki, 657 sayılı Kanun gibi mevzuatla tek taraflı olarak düzenlenen, kamu gücüne dayalı bir 'statü hukuku' ilişkisi ise, uyuşmazlık idari yargının görev alanına girer. Eğer ilişki, tarafların karşılıklı ve eşit iradelerine dayanan bir 'özel hukuk sözleşmesi' (iş sözleşmesi) ise, uyuşmazlık adli yargının görev alanına girer. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 2021/185 E. sayılı kararında, davacının 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçtiği ve idare ile arasında 'Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi' imzaladığı tespit edilmiştir. Bu sözleşme 4857 sayılı İş Kanunu'na tabidir. Dolayısıyla, davacı ile idare arasındaki ilişki bir statü ilişkisi değil, özel hukuk ilişkisidir. Davacının eş durumu tayin talebinin reddi de işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olarak kabul edilmiş ve bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde adli yargının (İş Mahkemesi) görevli olduğuna karar verilmiştir.