YCGK'nın 2017/357 E. sayılı kararında tartışılan olayda, yerel mahkemenin sanığa 45 yıl hapis cezası hesaplayıp, bunu TCK m. 62 ile 37 yıl 6 aya, ardından TCK m. 61/7 ile 30 yıla indirmesi hukuka uygun mudur? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı hangi adaletsizlik durumlarına dayanmaktadır?
Yerel mahkemenin yaptığı uygulama, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından hukuka uygun bulunmuştur ve TCK m. 61'deki sıralamaya harfiyen uymaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı ise bu uygulamanın yarattığı 'adaletsizlik' algısı üzerinedir. Başsavcılığın itiraz ettiği iki nokta şunlardır: 1) Sanık hakkında takdiri indirim (TCK m. 62) uygulanmasa dahi, hesaplanan 45 yıllık ceza zaten TCK m. 61/7 gereği zorunlu olarak 30 yıla indirilecektir. Dolayısıyla, sanık lehine takdiri indirim uygulanmasının pratikte hiçbir faydası olmamakta, indirim 'sözde' kalmaktadır. 2) TCK m. 62'ye göre, müebbet hapis cezasından takdiri indirim yapıldığında ceza zorunlu olarak 25 yıla düşerken, somut olaydaki gibi 30 yıldan daha ağır bir cezadan indirim yapıldığında sonuç cezanın yine 30 yıl olarak kalması bir çelişki ve adaletsizlik yaratmaktadır. Başsavcılık, bu adaletsizliğin giderilmesi için önce TCK m. 61/7 ile cezanın 30 yıla indirilip, bu 30 yıl üzerinden TCK m. 62 takdiri indirimin uygulanmasını önermiştir. Ancak YCGK, kanunun lafzındaki sıralamanın bağlayıcı olduğunu belirterek bu itirazı reddetmiş ve yerel mahkeme ile Özel Dairenin uygulamasını doğru bulmuştur.