'Masumiyet (suçsuzluk) karinesi' ilkesi nedir ve bu ilkenin ceza yargılamasındaki pratik sonuçları nelerdir? 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisi nasıldır?
Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesi ve AİHS'nin 6/2. maddesinde güvence altına alınmış evrensel bir hukuk ilkesidir. Bu ilkeye göre, 'Hiç kimse, suçluluğu mahkemenin kesinleşmiş hükmü ile sabit oluncaya kadar suçlu ilan edilemez ve mahkum edilemez.' Bu karinenin pratik sonuçları şunlardır: 1) İspat yükü iddia makamına (savcılığa) aittir; sanık masumiyetini ispatlamak zorunda değildir. 2) Yargılama süresince sanığa suçlu muamelesi yapılamaz. 3) Medya ve kamu otoriteleri, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadan kişiyi 'suçlu' olarak lanse edemez. 'Şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi, masumiyet karinesinin doğal bir sonucudur. Ceza yargılamasında, sanığın suçu işlediği hususunda mahkemede tam bir vicdani kanı oluşmalı, fiilin sanık tarafından işlendiği her türlü şüpheden uzak bir şekilde, %100 ispatlanmalıdır. Eğer yargılama sonunda sanığın suçu işlediğine dair makul bir şüphe dahi kalırsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanır ve sanık hakkında beraat kararı verilir.