Cevat Soysal/Türkiye kararında, AİHM, delillerin hukuka uygun olup olmadığını denetlemenin kural olarak kendi görevi olmadığını belirtmesine rağmen, somut olaydaki telefon dinlemesi kayıtlarını neden 'hukuka aykırı delil' olarak kabul etmiştir?
AİHM, bu kabulünü Türk iç hukukundaki o dönemki yasal boşluğa dayandırmıştır. Kararda, 'Mahkeme, öncelikle telefon dinleme tedbirine başvurulduğu tarihte Türkiye’de bu konuyu düzenleyen mevzuat hükmü bulunmadığını gözlemlemektedir.' denilmiştir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahale olan telefon dinlemesinin, kanunla düzenlenmemiş olması, müdahaleyi baştan hukuka aykırı kılar (kanunilik ilkesinin ihlali). AİHM, kural olarak delillerin iç hukuka uygunluğunu denetlemese de, bir müdahalenin kanuni dayanağının hiç olmaması gibi temel bir hukuka aykırılığı tespit etmekten kaçınmaz. Bu nedenle, o tarihte yasal bir düzenleme olmaksızın yapılan dinlemeyi 'hukuka aykırı delil' olarak nitelemiş ve yargılamanın dürüstlüğünü bu tespiti de dikkate alarak değerlendirmiştir.