Tıbbi ihmal nedeniyle açılan bir tazminat davasında, Yargıtay'ın ve Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir sağlık çalışanının 'değerlendirme hatası' ile 'mevzuatın kişilerin yaşamını korumadaki eksikliği' arasındaki fark, devletin sorumluluğu açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171073

Kerim Kilit ve Diğerleri kararında da atıf yapılan ilkelere göre, bu iki durum arasında devletin sorumluluğu açısından temel bir fark vardır. 1) **Sağlık Çalışanının Değerlendirme Hatası:** Bir sağlık çalışanının, mevcut ve yeterli bir yasal düzenleme çerçevesinde, hastayı tedavi ederken yaptığı teşhis veya tedavi yöntemindeki kişisel değerlendirme hataları, gecikmeler veya koordinasyon eksikleri, kural olarak devletin yaşam hakkının 'maddi boyutundan' doğan pozitif yükümlülüğünü ihlal etmez. Bu tür hatalar, hizmet kusuru veya görev kusuru temelinde, yaşam hakkının 'usul boyutu' kapsamında etkili bir yargısal denetimle (tazminat veya ceza davası) giderilmesi gereken durumlardır. 2) **Mevzuat Eksikliği:** Devletin, hastaların yaşamını korumak için gerekli tedbirleri almalarını sağlayacak etkili bir mevzuat oluşturmaması (örneğin, acil müdahale zincirinin hiç kurulmamış olması, hastanelerde zorunlu ekipmanın bulundurulmasına dair bir kural olmaması), yaşam hakkının 'maddi boyutu'nun ihlali anlamına gelir. Bu durumda devlet, doğrudan mevzuatı oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği için sorumlu olur.