5237 sayılı TCK m. 42'de düzenlenen 'bileşik suç' (mütemadi suç) kavramını, TCK m. 109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ve TCK m. 148/149 (yağma) suçlarının bir arada işlendiği bir senaryo üzerinden açıklayınız. Fail, bir kişiyi kaçırıp bir depoda alıkoyduktan sonra, onu tehdit ederek cüzdanındaki parayı aldığında, hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hem de yağma suçundan ayrı ayrı mı cezalandırılır?
Hayır, fail bu durumda ayrı ayrı cezalandırılmaz; sadece daha ağır olan yağma suçundan (TCK m. 149'daki nitelikli halden) cezalandırılır. Bu durum, TCK m. 42'de düzenlenen 'bileşik suç' kuralının tipik bir örneğidir. Bileşik suç, 'biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olan' suçların bir araya gelerek tek bir suç oluşturmasıdır. Bu kuralın amacı, kanun koyucunun zaten bir araya gelmesini öngördüğü ve cezasını buna göre belirlediği eylemlerin, mükerrer olarak cezalandırılmasını önlemektir. TCK m. 149/1-c'de, yağma suçunun 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suretiyle' işlenmesi, suçun 'nitelikli hali' olarak özel olarak düzenlenmiştir. Yani, kanun koyucu, yağma suçunun işlenmesi sırasında, amacına ulaşmak için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinin de işlenebileceğini öngörmüş ve bu durumu cezayı ağırlaştıran bir neden olarak kabul etmiştir. Bu durumda, daha hafif olan 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçu (TCK m. 109), daha ağır olan 'nitelikli yağma' suçunun (TCK m. 149) bir 'unsuru' veya 'ağırlaştırıcı nedeni' haline gelir ve onun içinde erir. TCK m. 42, 'Bu gibi hâllerde sadece bileşik suçtan dolayı ceza verilir' diyerek, bu durumda sadece tek bir suçtan (nitelikli yağma) ceza verileceğini, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilemeyeceğini emreder. Bu, 'gerçek içtima' kuralının önemli bir istisnasıdır.