Bir idare mahkemesinin, açılan bir iptal davasında 'yürütmenin durdurulması' (YD) kararı verebilmesi için, 2577 sayılı İYUK'un 27. maddesinde aranan 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' ve 'idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması' şartlarının her ikisinin de bir arada bulunması mı gerekir? Bu şartların, davanın esası hakkında verilecek nihai kararla olan ilişkisini açıklayınız.
Evet, idare mahkemesinin bir YD kararı verebilmesi için, İYUK m. 27/2'de sayılan bu iki şartın 'birlikte' gerçekleşmesi zorunludur. Bu şartlar kümülatif (birikimli) şartlardır; birinin yokluğu, YD talebinin reddedilmesi için yeterlidir. 1) Açıkça Hukuka Aykırılık: Bu, davanın esasına ilişkin bir ön değerlendirmedir. Mahkeme, dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu idari işlemin hukuka aykırılığının 'ciddi', 'bariz' ve 'ilk bakışta anlaşılabilir' nitelikte olduğu kanaatine varmalıdır. Bu, davanın esastan kabul edilme ihtimalinin yüksek olduğuna dair güçlü bir karinedir. 2) Telafisi Güç veya İmkânsız Zararlar: Bu ise, işlemin hukuki ve fiili sonuçlarıyla ilgilidir. Mahkeme, eğer YD kararı verilmez ve işlem uygulanmaya devam ederse, dava sonunda haklı çıksa bile davacının uğrayacağı zararın 'geri döndürülemez' veya 'tam olarak tazmin edilemez' nitelikte olacağını öngörmelidir. Örneğin, bir memurun görevden çıkarılması, bir binanın yıkılması veya bir öğrencinin okuldan atılması gibi durumlar, tipik olarak telafisi güç veya imkânsız zarar doğuran işlemlerdir. YD kararı, davanın esası hakkında verilecek nihai kararla doğrudan bir ilişki içinde değildir ve onun için bir 'kesin hüküm' veya 'güçlü karine' oluşturmaz. YD kararı, yargılamanın başında, sınırlı delillerle ve hızlı bir şekilde verilen, 'geçici' bir koruma tedbiridir. Mahkeme, yargılamanın ilerleyen aşamalarında yeni delillerin ortaya çıkması veya daha derinlemesine bir hukuki değerlendirme yapması sonucunda, başlangıçta verdiği YD kararının aksi yönde, yani 'davanın reddi' yönünde bir nihai karar verebilir. Ancak, uygulamada, YD kararı verilmesi, genellikle davanın esastan da kabul edileceğine dair güçlü bir işaret olarak kabul edilir.