6100 sayılı HMK'nın 2. maddesine göre, 'dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın' malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak 'asliye hukuk mahkemesi'dir. Ancak, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (veya yeni 7036 S.K.) ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gibi özel kanunlar, kendi alanlarındaki uyuşmazlıklar için özel mahkemeler (iş mahkemesi, tüketici mahkemesi) kurmuştur. Bu durum, mahkemelerin görevinin belirlenmesinde hangi temel hukuk ilkesinin bir yansımasıdır?
Bu durum, hukuk sistemindeki temel ilkelerden biri olan 'özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesinin, mahkemelerin 'görev' alanındaki bir yansımasıdır. Mahkemelerin görevi, kamu düzenindendir ve kanunla belirlenir. HMK'nın 2. maddesi, 'genel görevli' mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirterek 'genel kuralı' (lex generalis) koyar. Ancak, kanun koyucu, belirli uyuşmazlık türlerinin (iş, tüketici, ticaret, aile vb.) kendine özgü nitelikleri, taraflar arasındaki güç dengesizliği veya konunun teknik özellikleri nedeniyle, bu uyuşmazlıkların özel bilgi ve uzmanlık gerektiren 'özel mahkemeler' tarafından çözülmesinin daha adil ve etkin olacağını düşünmüştür. Bu nedenle, bu alanlar için İş Mahkemeleri Kanunu, Tüketici Kanunu gibi 'özel kanunlar' (lex specialis) çıkarmış ve bu kanunlarla özel görevli mahkemeler kurmuştur. Bir uyuşmazlık, hem genel kanunun (HMK) hem de özel kanunun (örneğin, İş Mah. K.) kapsamına giriyorsa, 'özel kanunun önceliği' ilkesi gereğince, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme, özel kanunla kurulmuş olan mahkemedir. Örneğin, bir işçinin ücret alacağı davası, bir malvarlığı hakkı davası olması nedeniyle genel olarak asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girse de, İş Mahkemeleri Kanunu bu uyuşmazlığı özel olarak kendi görev alanına aldığı için, davaya bakmakla görevli mahkeme 'iş mahkemesi' olur. Bu, yargıda uzmanlaşmayı ve daha isabetli kararlar verilmesini sağlamayı amaçlayan bir görev dağılımı ilkesidir.