5271 sayılı CMK m. 135 uyarınca 'iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması' tedbiri, sadece kanunda sayılan 'katalog suçlar' için uygulanabilirken, CMK m. 134 uyarınca 'bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma' tedbiri için böyle bir katalog sınırlaması yoktur. Kanun koyucunun bu iki dijital delil elde etme yöntemi arasında böyle bir ayrım yapmasının altında yatan temel hak ve özgürlükler dengesi nedir?
Kanun koyucunun bu ayrımı yapmasının temelinde, bu iki tedbirin müdahale ettiği temel hakların niteliği ve müdahalenin ağırlığı arasındaki fark yatmaktadır. 1) İletişimin Dinlenmesi (CMK m. 135): Bu tedbir, Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan 'haberleşme hürriyeti ve gizliliği'ne yönelik çok ağır ve doğrudan bir müdahaledir. Kişilerin en özel ve mahrem konuşmalarının devlet tarafından gizlice dinlenmesi ve kaydedilmesi, özel hayatın gizliliğinin en derin alanına girer. Bu hakkın temel niteliği ve önemi nedeniyle, kanun koyucu bu ağır müdahaleye ancak toplum için en büyük tehlikeyi oluşturan, sınırlı sayıdaki 'katalog suçlar' (örgütlü suçlar, terör, uyuşturucu ticareti vb.) için ve çok sıkı şartlar altında (başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması gibi) izin vermiştir. 2) Bilgisayarda Arama ve Elkoyma (CMK m. 134): Bu tedbir ise, Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayatın gizliliği' ve 21. maddedeki 'konut dokunulmazlığı' (bilgisayarın konutun bir uzantısı sayılmasıyla) haklarına müdahale eder. Bu da önemli bir müdahaledir, ancak iletişimin dinlenmesi kadar 'anlık ve mahrem' bir alana girmez. Bilgisayardaki veriler, genellikle geçmişe dönük, depolanmış bilgilerdir. Kanun koyucu, bu tedbirin de önemli bir müdahale olduğunu kabul etmekle birlikte, her türlü suçun delilinin dijital ortamlarda bulunabileceği gerçeğinden hareketle, bu tedbiri belirli bir suç kataloğu ile sınırlamamıştır. Herhangi bir suçun soruşturmasında, eğer suçun delillerinin bilgisayarda olduğuna dair somut şüphe varsa, bu tedbire başvurulabilir. Özetle, kanun koyucu, 'haberleşmenin anlık gizliliği'ni, 'depolanmış verilerin gizliliği'nden daha üstün bir hukuki değer olarak görmüş ve ilkine yönelik müdahaleyi çok daha sıkı şartlara ve sınırlı suçlara bağlayarak bir 'orantılılık' dengesi kurmuştur.