5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesi, emekli maaşlarının 'nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini' düzenlemiştir. Bu istisnanın, 'cari (işlemekte olan) nafaka' borçları ile 'birikmiş nafaka' borçları açısından farklı uygulanıp uygulanamayacağını, bu iki alacak türünün hukuki niteliği ve amacı açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170929

Kanun lafzı, 'nafaka borçları' diyerek bir ayrım yapmamış olsa da, Yargıtay içtihatları ve doktrin, bu istisnanın her iki tür nafaka borcu için de geçerli olduğunu kabul etmektedir. Ancak, bu iki alacak türünün hukuki niteliği ve amacı, uygulamanın ruhunu anlamada önemlidir. 1) Cari (İşlemekte Olan) Nafaka: Bu nafakanın amacı, alacaklının (eş veya çocuk) temel yaşam ihtiyaçlarını (barınma, beslenme, eğitim, sağlık) 'anlık' olarak karşılamaktır. Bu, son derece acil ve kamusal niteliği ağır basan bir borçtur. Emekli maaşının haczedilemezliği kuralının bu borç için istisna tutulmasının temel nedeni, nafaka alacaklısının 'yaşam hakkı'nın, borçlunun emekli maaşı üzerindeki 'sosyal güvenlik hakkı'ndan daha üstün görülmesidir. 2) Birikmiş Nafaka: Bu, zamanında ödenmemiş cari nafakaların toplamından oluşan bir alacaktır. Artık anlık ve acil bir yaşam ihtiyacını karşılamaktan çok, bir 'para alacağı' niteliğine bürünmüştür. Ancak, bu alacağın kaynağı hala nafaka borcu olduğu için, 5510 S.K. m. 93'teki istisna kapsamından çıkarılamaz. Dolayısıyla, hem cari nafaka borcu için (aylık düzenli kesinti şeklinde) hem de birikmiş nafaka borcu için (toplu bir borç olarak) emekli maaşına haciz konulabilir. Pratikteki fark şudur: Cari nafaka, genellikle aylık nafaka miktarı kadar düzenli bir kesintiyle tahsil edilir. Birikmiş nafaka ise, genel haciz kuralları çerçevesinde, maaşın dörtte birini aşmayacak şekilde taksitler halinde kesilerek tahsil edilir. Ancak her iki durumda da, emekli maaşının haczedilemezliği kuralı, nafaka alacağı karşısında geçerliliğini yitirir.