6100 sayılı HMK'nın 25. maddesinde düzenlenen 'taraflarca getirilme ilkesi' ile 33. maddesindeki 'hâkimin, Türk hukukunu re'sen uygulaması' ilkesi arasındaki ilişkiyi, bir davacının dava dilekçesinde dayandığı hukuki sebebi (kanun maddesini) yanlış göstermesi örneği üzerinden açıklayınız. Hâkim, bu durumda ne şekilde hareket etmelidir?
Bu iki ilke, birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan ve yargılamadaki iş bölümünü belirleyen temel ilkelerdir. 1) Taraflarca Getirilme İlkesi (HMK m. 25): Bu ilkeye göre, davanın 'maddi vakıalarını' (olayları) ve 'delilleri' mahkemeye sunma yükümlülüğü taraflara aittir. Hâkim, tarafların ileri sürmediği bir olayı veya delili kendiliğinden araştırıp kararına esas alamaz. Yargılamanın sınırlarını tarafların iddia ve savunmaları çizer. 2) Hâkimin Hukuku Re'sen Uygulaması (HMK m. 33): Bu ilkeye göre ise, tarafların sunduğu maddi vakıalara, uygun olan 'hukuk kuralını' bulmak ve uygulamak, münhasıran hâkimin görevidir. Tarafların, dayandıkları hukuk kuralını (kanun maddesini) belirtmeleri veya doğru belirtmeleri zorunlu değildir. Bu ilke, 'iura novit curia' (mahkeme hukuku bilir) evrensel prensibine dayanır. Bir davacının, dava dilekçesinde maddi vakıaları (örneğin, işverenin ücretini ödemediğini) doğru bir şekilde anlatıp, ancak bu duruma dayanak olarak yanlış bir kanun maddesini (örneğin, haksız fiil maddesini) göstermesi halinde, hâkim şu şekilde hareket etmelidir: Hâkim, 'taraflarca getirilme ilkesi' gereği, davacının anlattığı 'maddi vakıalarla' bağlıdır. Bu olayların dışına çıkamaz. Ancak, 'hukuku re'sen uygulama' ilkesi gereği, davacının gösterdiği yanlış kanun maddesiyle bağlı değildir. Hâkim, tarafların sunduğu bu maddi vakıalara uyan doğru hukuk kuralını (örneğin, İş Kanunu'nun ilgili maddelerini) kendisi bularak davayı bu doğru hukuki temelde çözmekle yükümlüdür. Yani, maddi vakıaları taraflar getirir, bu vakıalara hukuki elbiseyi hâkim giydirir. Hâkimin, davacının hukuki nitelemedeki hatası nedeniyle davayı reddetmesi, HMK m. 33'ün ihlali anlamına gelir.