5237 sayılı TCK m. 36'da düzenlenen 'gönüllü vazgeçme' kurumunun, 'suça teşebbüs'ten (TCK m. 35) temel farkı nedir? Failin, bir hırsızlık suçunu işlemek üzere girdiği evde, ev sahibinin hasta çocuğunu görüp acıyarak hiçbir şey almadan çıkıp gitmesi eylemi, bu iki kurumdan hangisi kapsamında değerlendirilir ve failin cezai sorumluluğu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170923

İki kurum arasındaki temel fark, suçun tamamlanamamasının nedeninin 'failin iradesine' mi yoksa 'dış bir engele' mi bağlı olduğudur. 1) Teşebbüs (TCK m. 35): Bu durumda fail, suçu tamamlamak istemesine rağmen, 'elinde olmayan nedenlerle' (dış bir engel) fiili tamamlayamaz. Örneğin, hırsızlık için girdiği evde alarmın çalması, polis tarafından yakalanması gibi. Fail, amacına ulaşmak istemiş ama başaramamıştır. Bu durumda, tamamlanmış suça göre cezası indirilerek cezalandırılır. 2) Gönüllü Vazgeçme (TCK m. 36): Bu durumda ise fail, suçu tamamlama imkanı varken, 'kendi iradesiyle' ve 'gönüllü' olarak suçun icrasından vazgeçer veya sonucun gerçekleşmesini önler. Ortada onu engelleyen bir dış sebep yoktur; vazgeçmenin kaynağı kendi iç dünyasıdır (pişmanlık, acıma, korku vb.). Fail, 'yapabilirdi ama yapmadı' durumundadır. Failin, girdiği evde ev sahibinin hasta çocuğunu görüp acıyarak hiçbir şey almadan çıkıp gitmesi eylemi, tipik bir 'gönüllü vazgeçme' örneğidir. Çünkü onu engelleyen bir dış faktör yoktur; eylemini tamamlamaktan kendi vicdani ve ahlaki bir kararla vazgeçmiştir. Failin cezai sorumluluğu şöyledir: Gönüllü vazgeçme halinde, fail teşebbüs ettiği suçtan (hırsızlığa teşebbüs) dolayı 'cezalandırılmaz'. Ancak, o ana kadar gerçekleştirdiği eylemler, tek başına başka bir suç oluşturuyorsa, sadece o suçtan sorumlu tutulur. Örneğin, eve girerken kapıyı kırmışsa, 'mala zarar verme' (TCK m. 151) ve 'konut dokunulmazlığını ihlal' (TCK m. 116) suçlarından dolayı cezalandırılır, ancak hırsızlığa teşebbüsten ceza almaz.