5237 sayılı TCK'nın 37. maddesinde düzenlenen 'faillik' türlerinden 'müşterek faillik' ile 39. maddede düzenlenen 'yardım etme' (fer'i iştirak) arasındaki temel ayrım, failin suçun işlenişi üzerindeki 'hakimiyeti' açısından nasıl ortaya çıkar? Bir soygun suçunda, bir kişinin sadece 'gözcülük' yapması eylemi, bu iki kategoriden hangisine girer?
'Müşterek faillik' ile 'yardım etme' arasındaki temel ayrım, kişinin suçun işlenişi üzerindeki kontrolü ve iradesini ifade eden 'fiil üzerinde ortak hakimiyet' (müşterek hakimiyet) kurup kurmadığı noktasında ortaya çıkar. 1) Müşterek Faillik (TCK m. 37/1): Bu durumda, birden fazla suç ortağı, suçu işlemeye birlikte karar verirler ve suçun icrasında 'işlevsel bir rol' üstlenerek fiil üzerinde ortak bir hakimiyet kurarlar. Her birinin katkısı, suçun tamamlanması için önemlidir. Biri olmadan diğerinin eylemi ya anlamsız kalır ya da planlandığı gibi işlenemez. Müşterek fail, 'suçu birlikte işleyen' kişidir ve suçun tamamından fail olarak sorumlu tutulur. 2) Yardım Etme (TCK m. 39): Bu durumda ise, kişi suçun işlenişi üzerinde bir hakimiyet kurmaz. Sadece, asıl failin suç işlemesini kolaylaştıran veya suç işlendikten sonra ona yardımda bulunan ikincil (fer'i) nitelikte katkılar sunar. Yardım eden, suçu 'işleyen' değil, suçun işlenmesine 'yardımcı olan' kişidir. Bu nedenle, cezası faile göre indirilir. Bir soygun suçunda 'gözcülük' yapma eyleminin niteliği, somut olayın özelliklerine göre değişir, ancak Yargıtay'ın genel kabulü bu eylemin 'müşterek faillik' oluşturduğu yönündedir. Çünkü gözcünün rolü, soygunu gerçekleştiren diğer faillerin yakalanma riskini ortadan kaldırarak veya azaltarak, suçun 'güvenli bir şekilde' işlenmesini sağlamaktır. Gözcünün varlığı, diğerlerinin eylemlerini rahatça yapabilmesi için zorunlu veya en azından çok önemli bir koşuldur. Gözcü, planın bir parçasıdır ve fiilin icrası üzerinde işlevsel bir role sahiptir. Bu nedenle, sadece pasif bir yardımcı değil, suçun işlenişine 'müşterek hakimiyet' kuran bir fail olarak kabul edilir.