5237 sayılı TCK m. 216'da düzenlenen 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçu ile TCK m. 125'te düzenlenen 'hakaret' suçu arasındaki temel fark, suçun mağduru ve korunan hukuki değer açısından nasıl ortaya çıkar? Belirli bir dini gruba yönelik genel ve aşağılayıcı bir ifadenin, bu iki suçtan hangisini oluşturma ihtimali daha yüksektir?
İki suç arasındaki temel fark, suçun hedef aldığı mağdurun bireyselleştirilmiş olup olmamasında ve korunan hukuki değerin niteliğindedir. 1) Hakaret (TCK m. 125): Bu suç, 'Şerefe Karşı Suçlar' bölümünde yer alır. Koruduğu hukuki değer, 'kişinin onur, şeref ve saygınlığı'dır. Suçun oluşabilmesi için, eylemin 'belirli' veya 'belirlenebilir' bir kişiye veya kişilere (bir aile, bir dernek üyeleri gibi) yönelik olması zorunludur. Mağdur, bireyselleştirilmiştir. 2) Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK m. 216): Bu suç, 'Kamu Barışına Karşı Suçlar' bölümünde yer alır. Koruduğu hukuki değer, 'kamu barışı' ve 'toplumsal huzur'dur. Suçun mağduru, bireyler değil, 'halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimi'dir. Mağdur, soyut ve kolektif bir gruptur. Belirli bir dini gruba yönelik genel ve aşağılayıcı bir ifade (örneğin, 'X dinine mensup olanların hepsi şöyledir' gibi), bireyselleştirilmiş bir mağduru hedef almadığı için hakaret suçunu oluşturmaz. Bu ifade, eğer halkın bu kesimini aşağılayarak veya onlara karşı kin ve düşmanlığa tahrik ederek 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike' yaratıyorsa, TCK m. 216'daki suçu oluşturma ihtimali daha yüksektir. Burada hedef, o gruba mensup her bir bireyin şerefi değil, grubun bir bütün olarak toplum içindeki konumu ve toplumsal barıştır.