VUK m. 118'de düzenlenen vergilendirme hatalarından 'vergilendirme veya muafiyet döneminde hata', bir şirketin 'hiçbir faaliyeti olmayan ve tasfiyeye girmiş' bir dönem için tarhiyata muhatap olması şeklinde örneklendirilmiştir. Bu durumun, vergi hukukunun temel ilkelerinden olan 'vergiyi doğuran olay' ilkesiyle ilişkisini açıklayınız. Tasfiye halindeki bir şirketin vergi mükellefiyeti ne zaman sona erer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170909

Bu durum, doğrudan doğruya 'vergiyi doğuran olay' ilkesiyle ilgilidir. Vergi hukukunun temel ilkesine göre, bir verginin alınabilmesi için, kanunda o vergi için tanımlanmış olan 'vergiyi doğuran olayın' hukuken ve fiilen gerçekleşmiş olması gerekir. Örneğin, KDV için 'mal teslimi veya hizmet ifası', Gelir/Kurumlar Vergisi için ise 'ticari kazanç elde edilmesi' vergiyi doğuran olaydır. 'Hiçbir faaliyeti olmayan ve tasfiyeye girmiş' bir şirketin, bu dönemde herhangi bir mal satışı, hizmet sunumu veya kazanç elde etme faaliyeti yoktur. Dolayısıyla, bu vergiler için kanunda tanımlanan 'vergiyi doğuran olay' gerçekleşmemiştir. Gerçekleşmemiş bir olay için vergi tarh edilmesi, VUK m. 118 anlamında açık bir 'vergilendirme döneminde hata' ve 'mevzuda hata' oluşturur. Tasfiye halindeki bir şirketin vergi mükellefiyeti, tasfiye sürecinin tamamlanması ve şirketin ticaret sicilinden 'terkin edilmesi' ile sona erer. Ancak, mükellefiyetin sona ermesi, o tarihten sonra vergi borcu doğmayacağı anlamına gelir. Tasfiye sürecinde dahi, eğer şirket bir faaliyette bulunur ve kazanç elde ederse (örneğin, elindeki bir gayrimenkulü satarsa), bu işlem için vergi yükümlülüğü doğar. Sorudaki örnekte kilit nokta, şirketin 'hiçbir faaliyeti olmaması'dır. Faaliyet yoksa, vergiyi doğuran olay da yoktur.