5237 sayılı TCK'nın 2. Kitap, 1. Kısım, 1. Bölüm başlığı 'Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar' olarak düzenlenmiştir. Bu suçların Türk Ceza Kanunu'nda, diğer suçlardan önce, 'Uluslararası Suçlar' başlığı altında ve kanunun en başında yer almasının sembolik ve hukuki anlamını, 'evrensel yargı yetkisi' ilkesiyle ilişkilendirerek açıklayınız.
Bu suçların TCK'da bu şekilde en başta ve özel bir başlık altında düzenlenmesinin hem sembolik hem de hukuki anlamları vardır: 1) Sembolik Anlamı: Bu düzenleme, Türkiye Cumhuriyeti'nin, insanlığın ortak vicdanını en derinden yaralayan bu en ağır suçları (delicta iuris gentium) tanıdığını, kınadığını ve bu suçlarla mücadele etme konusundaki uluslararası taahhüdünü en güçlü şekilde ortaya koyduğunu gösterir. Kanunun en başına yerleştirilmesi, bu suçlara verilen önemi ve diğer suçlardan farklı olan 'ağır' niteliğini vurgular. Bu, uluslararası topluma verilen bir mesaj ve hukuk sisteminin değerler hiyerarşisinde bu suçların en tepede yer aldığının bir ilanıdır. 2) Hukuki Anlamı ve Evrensel Yargı Yetkisiyle İlişkisi: Bu suçların 'Uluslararası Suçlar' başlığı altında düzenlenmesi, onların TCK'nın yer ve kişi bakımından uygulanmasına ilişkin genel kurallardan (mülkilik, şahsilik) istisnalara tabi olabileceğinin bir işaretidir. TCK m. 13/1-a'da, soykırım ve insanlığa karşı suçların, 'fail yabancı ülkede bulunsa bile' Türkiye'de yargılanabileceği belirtilerek, bu suçlar için 'evrensel yargı yetkisi' ilkesi benimsenmiştir. Evrensel yargı yetkisi, bir devletin, suç nerede, kim tarafından ve kime karşı işlenirse işlensin, faili kendi ülkesinde yargılama yetkisidir. TCK'nın bu suçları en başta ve özel bir başlık altında düzenlemesi, bu suçların sadece Türkiye'nin değil, tüm insanlığın ortak hukuki değerlerini ihlal ettiğini ve bu nedenle Türk mahkemelerinin bu suçları kovuşturma konusunda evrensel bir yetkiye sahip olduğunu kanuni bir zemine oturtur. Bu düzenleme, Türkiye'nin uluslararası ceza hukukunun bir parçası olduğunu ve bu alandaki yükümlülüklerini yerine getireceğini beyan eder.