Bir idari işlemin unsurlarından 'şekil' unsuruna aykırılık, her zaman işlemin iptalini gerektirir mi? Danıştay'ın 'şekil sakatlığının esasa etkili olmaması' durumunda iptal kararı vermediği içtihatlarını, 'usul ekonomisi' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri açısından değerlendiriniz. Hangi tür şekil eksiklikleri 'esasa etkili' olarak kabul edilir?
Hayır, 'şekil' unsuruna aykırılık her zaman işlemin iptalini gerektirmez. Danıştay, şekil sakatlıklarını 'esasa etkili olan' ve 'esasa etkili olmayan' (tali nitelikteki) şekil sakatlıkları olarak ikiye ayırmaktadır. Bu ayrımın temelinde 'usul ekonomisi' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri yatar. Eğer bir şekil kuralının ihlali, işlemin içeriğini, sonucunu veya tarafların haklarını etkilemiyorsa, sırf bu şekle aykırılık nedeniyle işlemi iptal etmek ve idareyi aynı işlemi bu kez şekle uygun olarak yeniden yapmaya zorlamak, gereksiz bir zaman ve kaynak israfı olarak görülür. 'Esasa etkili olmayan' şekil eksiklikleri, genellikle idarenin iç işleyişine yönelik, taraflara ek bir güvence sağlamayan ve farklı şekilde yapılsa bile sonucun değişmeyeceği anlaşılan usul hatalarıdır. Örneğin, iki imza gereken bir kararda tek imza olması, ancak kararı alan kurulun oybirliğiyle karar aldığının tutanaktan anlaşılması gibi. 'Esasa etkili' kabul edilen şekil eksiklikleri ise, işlemin sonucunu doğrudan etkileyebilecek veya kişilerin temel hak ve güvencelerini ihlal eden usul hatalarıdır. Bunlar genellikle işlemin iptalini gerektirir. Örneğin: a) Savunma Hakkının Kullandırılmaması: Bir disiplin cezasında, memurun savunması alınmadan ceza verilmesi. b) Gerekçe Eksikliği: İdari işlemin nedenlerinin hiç veya yeterince açıklanmaması. c) Danışma veya Görüş Alma Zorunluluğuna Uyulmaması: Kanunun zorunlu kıldığı bir kurumdan (örneğin, Danıştay'dan) görüş alınmadan işlem tesisi. Bu tür hatalar, işlemin hukuka uygunluk denetimini engellediği ve kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtladığı için esasa etkili kabul edilir ve iptal nedenidir.