5237 sayılı TCK m. 220'de düzenlenen 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' suçu ile TCK m. 314'te düzenlenen 'silahlı örgüt' suçu arasındaki temel ayrım noktaları nelerdir? Bir örgütün 'silahlı' kabul edilebilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun aradığı kriterler nelerdir?
İki suç tipi arasındaki temel ayrım, örgütün amacı, yapısı ve kullandığı araçların niteliğindedir. 1) Amaç ve Korunan Hukuki Değer: TCK m. 220'deki örgüt, genel olarak 'suç işlemek amacıyla' kurulur ve herhangi bir suçu (hırsızlık, dolandırıcılık vb.) işlemeyi hedefleyebilir. Koruduğu hukuki değer, 'kamu güveni ve barışı'dır. TCK m. 314'teki silahlı örgüt ise, 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları' (TCK m. 302, 309, 311, 312) işlemek amacıyla kurulur. Koruduğu hukuki değer, 'devletin güvenliği ve Anayasal düzen'dir. Bu, çok daha özel ve ağır bir suç tipidir. 2) Yapı ve Silah Unsuru: TCK m. 220'deki örgütün silahlı olması zorunlu değildir. Üye sayısı (en az üç kişi), hiyerarşik yapı ve suç işleme amacı doğrultusunda devamlılık yeterlidir. TCK m. 314'teki suçun oluşması için ise örgütün 'silahlı' olması, suçun kurucu unsurudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, bir örgütün 'silahlı' kabul edilebilmesi için aranan kriterler şunlardır: a) Örgütün, amaçladığı suçları işlemede yeterli sayıda ve nitelikte silaha (ateşli silahlar, patlayıcılar vb.) fiilen sahip olması gerekir. b) Sadece örgüt üyelerinin bireysel olarak silah taşıması yeterli değildir; silahların 'örgütün tasarrufunda' ve 'örgütsel amaçlar için' kullanılmaya hazır bir şekilde bulunması gerekir. c) Örgütün, üyelerine silahlı eğitim verme, silah temin etme ve gerektiğinde kullanma talimatı verme gibi bir kapasiteye ve iradeye sahip olması gerekir. Soyut olarak silah kullanma potansiyeli değil, somut bir silahlı güç ve iradenin varlığı aranır.