5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. 9/1 uyarınca, kaçak eşya naklinde kullanılan aracın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine (müsadere) karar verilebilmesi için, araç sahibi ile suçun işlenişi arasında ne tür bir illiyet bağı aranır? Araç sahibinin, aracının kaçakçılıkta kullanıldığını 'bilmemesi' veya bu duruma 'rıza göstermemesi' müsadere kararını nasıl etkiler?
5607 sayılı Kanun m. 9/1, TCK'nın genel müsadere kurallarından (TCK m. 54) ayrılarak, kaçakçılık suçları için özel ve daha sıkı bir müsadere rejimi öngörür. Bu maddeye göre, kaçak eşya naklinde kullanılan aracın müsadere edilebilmesi için, TCK m. 54/1'in aksine, aracın 'iyiniyetli üçüncü kişiye ait olmaması' gibi bir istisna getirilmemiştir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatları ve Anayasa'nın mülkiyet hakkını koruyan 35. maddesi gereği, bu hüküm dar yorumlanmaktadır. Müsadere kararının verilebilmesi için, araç sahibi ile suçun işlenişi arasında 'doğrudan veya dolaylı bir katılım veya en azından ihmale dayalı bir kusur' şeklinde bir illiyet bağı aranır. Araç sahibinin durumu müsadere kararını şu şekilde etkiler: 1) Bilme ve Rıza Gösterme: Eğer araç sahibi, aracının kaçakçılık suçunda kullanılacağını biliyor ve buna rıza gösteriyorsa (örneğin, aracını bu iş için kasten kiraya veriyorsa), TCK m. 39 uyarınca suça 'yardım eden' konumundadır ve araç TCK m. 54/1 gereğince müsadere edilir. 2) Bilmeme ve Rıza Göstermeme (İyiniyet): Eğer araç sahibi, aracının kaçakçılıkta kullanıldığını bilmiyorsa ve bu konuda kendisine atfedilebilecek bir kusuru (ihmal, özensizlik) yoksa, Anayasa'nın mülkiyet hakkını ve 'cezaların şahsiliği' ilkesini koruma amacıyla, araç müsadere edilemez. Örneğin, aracı çalınan veya aracını normal bir amaçla kiraladığı kişi tarafından bilgisi dışında kaçakçılıkta kullanılan bir malikin aracı müsadere edilemez. 3) Ağır İhmal: Eğer araç sahibi, aracının kaçakçılıkta kullanıldığını bilmiyor ancak bu durumun ortaya çıkmasında 'ağır ihmali' varsa (örneğin, daha önce aynı suçta kullanılmış bir aracı, hiçbir araştırma yapmadan, şüpheli bir kişiye tekrar kiraya vermesi), Yargıtay bu durumu iyiniyetin ortadan kalktığı bir hal olarak değerlendirip müsaderenin koşullarının oluştuğunu kabul edebilmektedir. Dolayısıyla, müsadere için failin kastı veya en azından ağır ihmali aranır.