İşçi alacakları için açılan bir davada, davalı işverenin 'zamanaşımı' defini ileri sürmesi halinde, mahkeme bu defi hangi andan itibaren dikkate almalıdır? HMK'nın 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı' (m. 141) bu defin ileri sürülmesini nasıl sınırlar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170886

Zamanaşımı, bir 'ilk itiraz' değil, bir 'def'idir. Def'iler, borçlunun borçlu olduğunu kabul etmekle birlikte, özel bir nedenle borcu ödemekten kaçınma hakkı veren savunma araçlarıdır. Hukukumuzda zamanaşımı defi, hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınmaz; mutlaka davalı tarafça ileri sürülmesi gerekir. HMK'nın 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı' (m. 141) uyarınca, taraflar iddia ve savunmalarını kural olarak 'cevap dilekçesi' (davalı için) ve 'cevaba cevap dilekçesi' (davacı için) ile tamamlar. Bu aşamadan sonra, karşı tarafın açık rızası olmadan veya ıslah yoluna başvurmadan savunma genişletilemez. Buna göre, davalı işveren, zamanaşımı defini en geç 'cevap dilekçesinde' ileri sürmelidir. Eğer davalı, cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmemişse, sonradan (örneğin, tahkikat veya temyiz aşamasında) bu defi ileri süremez. Bu kuralın tek istisnası, davacının 'ıslah' yoluyla talep miktarını artırmasıdır. Davacı, davasını ıslah ettiğinde, davalı da bu ıslaha karşı vereceği dilekçede, ıslahla artırılan kısım için zamanaşımı defini ileri sürebilir. Yargıtay içtihatları bu konuda çok katıdır; süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı defi, mahkemece dikkate alınmaz ve alacak zamanaşımına uğramış olsa bile hüküm altına alınır.