Konkordato sürecinde 'geçici mühlet' (İİK m. 287) ile 'kesin mühlet' (İİK m. 289) arasındaki temel hukuki farklar nelerdir? Mahkemenin geçici mühletten kesin mühlete geçiş kararı verirken, 'konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı'nı değerlendirmesinde, geçici konkordato komiserinin raporunun rolü ve bağlayıcılığı nedir?
İki mühlet türü arasındaki temel hukuki farklar, süreleri, amaçları ve verilme şartlarındaki kesinlik derecesindedir: 1) Amaç: Geçici mühletin amacı, borçlunun malvarlığını koruma altına almak ve konkordato talebinin ciddiyetini, projenin ilk bakışta başarı şansı olup olmadığını 'ön inceleme' ile değerlendirmektir. Bu bir nevi 'koruma ve inceleme' süresidir. Kesin mühletin amacı ise, başarıya ulaşma ihtimali görülen bir proje için, borçlunun ve komiserin projeyi nihai hale getirmesi, alacaklılarla müzakere etmesi ve alacaklılar toplantısını yapması için yeterli zamanı tanımaktır. Bu bir 'uygulama ve müzakere' süresidir. 2) Süre: Geçici mühlet kural olarak üç aydır ve en fazla iki ay daha uzatılabilir (toplamda en fazla 5 ay). Kesin mühlet ise kural olarak bir yıldır ve güçlük arz eden hallerde altı ay daha uzatılabilir (toplamda en fazla 1,5 yıl). 3) Karar Şartları: Geçici mühlet kararı, belgelerin eksiksiz sunulması üzerine, daha çok dosya üzerinden yapılan bir inceleme ile hızlıca verilir. Kesin mühlet kararı ise, duruşma yapılarak, borçlu, alacaklılar ve geçici komiser dinlendikten sonra, projenin başarı şansına dair daha derinlemesine bir kanaat oluştuktan sonra verilir. Geçici konkordato komiserinin raporu, mahkemenin 'konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı'nı değerlendirmesinde en önemli delildir. Ancak bu rapor, HMK anlamında bir bilirkişi raporu gibi, mahkemeyi mutlak olarak bağlayıcı değildir. Mahkeme, rapordaki tespitlere rağmen, diğer delilleri (borçlunun ticari yeteneği, piyasa koşulları, alacaklıların olumlu tutumu vb.) dikkate alarak projenin başarılı olabileceği kanaatine varabilir. Ancak, komiserin olumsuz ve gerekçeli bir raporu, mahkemenin kesin mühlet vermemesi ve talebi reddetmesi için çok güçlü bir gerekçe oluşturur. Mahkemenin, olumsuz rapora rağmen kesin mühlet vermesi halinde, bu kararının gerekçesini çok detaylı ve somut bir şekilde açıklaması gerekir.