2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m. 33/a uyarınca 'Araştırma görevlileri, atandıkları kadroda en fazla üç yıl süreyle görev yapma hakkına sahiptirler. Bu belirlenen süre sonunda, görevleri otomatik olarak sonlanır.' hükmü, bu kadroda çalışanların hukuki statüsünü 'belirli süreli iş sözleşmesi' ile çalışan bir işçinin statüsüne mi yaklaştırır? Bu düzenlemenin, araştırma görevlilerinin 'iş güvencesi' üzerindeki etkilerini, 657 sayılı Kanun'daki memuriyet güvencesiyle karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170877

Evet, bu düzenleme, araştırma görevlilerinin hukuki statüsünü, belirli süreli bir hizmet ilişkisi içinde olan bir kamu görevlisi statüsüne yaklaştırır ve bu yönüyle belirli süreli iş sözleşmesiyle benzerlikler taşır. Bu durumun iş güvencesi üzerindeki etkileri, 657 sayılı Kanun'daki 'kadrolu memuriyet' güvencesiyle karşılaştırıldığında oldukça derindir: 1) Güvence Farkı: 657 sayılı Kanun'a tabi kadrolu bir memurun statüsü, kural olarak 'sürekli'dir ve memuriyeti, kanunda sayılan çok ağır disiplin suçları dışında sona erdirilemez. Bu, güçlü bir 'iş güvencesi' sağlar. 2547 S.K. m. 33/a'daki araştırma görevlisi ise, 'geçici' bir statüdedir. Görev süresi üç yılla sınırlıdır ve bu sürenin sonunda, idarenin yeniden atama yapmaması halinde görevi 'kendiliğinden' sona erer. 2) Sona Erme Usulü: Kadrolu memurun görevine son vermek için karmaşık bir disiplin soruşturması ve yüksek disiplin kurulu kararı gibi usuli güvenceler gerekirken, araştırma görevlisinin görevi süre bitiminde idarenin herhangi bir fesih işlemi yapmasına gerek kalmadan sona erer. İdarenin sadece 'yeniden atamama' yönünde bir irade göstermesi yeterlidir. 3) Yargısal Denetim: Kadrolu memurun görevden çıkarılması işlemi, sıkı bir yargısal denetime tabidir. Araştırma görevlisinin süresi sonunda yeniden atanmaması işlemi de bir idari işlem olup yargı denetimine tabidir. Ancak mahkeme, bu denetimde idarenin takdir yetkisini daha geniş yorumlama eğilimindedir. Mahkeme, idarenin 'yeniden atamama' kararının keyfi veya hukuka aykırı olup olmadığını (örneğin, adayın akademik yetersizliği veya kadro ihtiyacının olmaması gibi objektif gerekçelere dayanıp dayanmadığını) denetler. Sonuç olarak, 2547 S.K. m. 33/a'daki düzenleme, araştırma görevlilerinin iş güvencesini, 657'ye tabi kadrolu memurlara kıyasla önemli ölçüde zayıflatmakta ve onları belirli süreli, performansa ve idarenin takdirine bağlı bir statüde tutmaktadır.