TCK m. 79/1'e eklenen '(Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.' hükmünün, ceza hukukunun genel prensiplerinden olan 'teşebbüs halinde cezada indirim yapılması' (TCK m. 35) kuralına getirdiği istisnanın temel amacı nedir? Bu tür bir düzenleme 'suçta ve cezada orantılılık' ilkesi açısından nasıl değerlendirilebilir?
Bu hükmün temel amacı, göçmen kaçakçılığı suçlarıyla daha etkin bir mücadele yürütmek ve bu suçların yarattığı büyük tehlikeyi göz önünde bulundurarak caydırıcılığı artırmaktır. Normalde, bir suç teşebbüs aşamasında kaldığında, yani fail elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamadığında, TCK m. 35 uyarınca cezasında indirim yapılır. Bu, failin henüz tam bir neticeye ulaşmamış olmasından kaynaklanır. Ancak kanun koyucu, göçmen kaçakçılığında, suçun 'tehlike' boyutunu o kadar vahim görmüştür ki, suçun tamamlanması (örneğin, göçmenin sınırı geçmesi) ile teşebbüs aşamasında kalması (örneğin, tam sınırda yakalanması) arasında bir fark gözetmemiştir. Hazırlık hareketlerini tamamlayıp icra hareketlerine başlayan failin, netice alınamamış olsa bile, göçmenlerin hayatını ve beden bütünlüğünü tehlikeye atan, insan onurunu zedeleyen ve devletin egemenlik haklarını ihlal eden eyleminin yarattığı tehlikeyi, suç tamamlanmış gibi cezalandırmaya değer bulmuştur. 'Suçta ve cezada orantılılık' ilkesi açısından bu düzenleme eleştiriye açıktır. Çünkü neticesi gerçekleşmemiş bir eylem ile gerçekleşmiş bir eyleme aynı cezanın verilmesi, 'sonuç' ile 'yaptırım' arasındaki dengeyi bozabilir. Ancak bu tür düzenlemeler, genellikle 'soyut tehlike suçları'nda veya 'terör' gibi özel suç tiplerinde, suçun hazırlık aşamasının dahi yarattığı büyük tehlikeyi ve kamu düzenine verdiği zararı önleme amacıyla meşru kabul edilebilmektedir. Kanun koyucu, burada orantılılık ilkesini, suçun yarattığı soyut tehlikenin büyüklüğü lehine yorumlayarak bir istisna getirmiştir.