6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen haksız fiil zamanaşımı, 'zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl' olarak belirlenmiştir. Ancak maddenin son cümlesi, 'tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır' demektedir (uzamış ceza zamanaşımı). Bir trafik kazası sonucu yaralanmaya (taksirle yaralama) neden olan bir sürücüye karşı açılacak tazminat davasında, bu 'uzamış ceza zamanaşımı' nasıl uygulanır? Taksirle yaralama suçunun şikayete bağlı olmasının bu duruma bir etkisi var mıdır?
Taksirle yaralama suçu, TCK m. 89'da düzenlenmiştir ve bu suçun dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66/1-e uyarınca 'sekiz yıldır'. Borçlar Kanunu m. 72'deki iki yıllık kısa ve on yıllık uzun zamanaşımı süresi, ceza kanununda öngörülen sekiz yıllık süreden daha kısa olduğu için, bu durumda 'uzamış ceza zamanaşımı' kuralı devreye girer. Dolayısıyla, yaralanmalı bir trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren 'sekiz yıldır'. Mağdur, zararı ve sorumluyu daha geç öğrense bile, bu sekiz yıllık süre içinde davasını açabilir. Taksirle yaralama suçunun, TCK m. 89/5 uyarınca, belirli nitelikli haller dışında 'şikayete bağlı' bir suç olmasının, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına bir etkisi yoktur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, önemli olan, haksız fiilin aynı zamanda ceza kanununa göre bir 'suç' teşkil etmesidir. Mağdurun şikayetçi olup olmaması, fail hakkında bir kamu davası açılıp açılmaması veya açılan davanın beraatle sonuçlanması, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasını engellemez. Hukuk mahkemesi, fiilin ceza kanunundaki suç tanımına uyup uymadığını kendisi değerlendirir ve eğer uyuyorsa, o suç için öngörülen daha uzun zamanaşımı süresini tazminat davasına uygular. Bu kuralın amacı, cezai sorumluluğu devam eden bir fiilin, hukuki sorumluluğunun zamanaşımı nedeniyle daha erken sona ermesini önlemektir.