5237 sayılı TCK'nın 87/1-c maddesinde düzenlenen 'yüzünde sabit ize neden olma' şeklindeki nitelikli yaralama hali ile aynı maddenin 87/2-b fıkrasında düzenlenen 'yüzünün sürekli değişikliğine neden olma' hali arasındaki farkı, adli tıp uygulamaları ve hukuki sonuçları (ceza miktarı) açısından karşılaştırınız. Bir yüze kezzap atma eylemi, bu iki kategoriden hangisine girer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170871

İki nitelikli hal arasındaki fark, yaralanmanın yüzde bıraktığı izin derecesi ve kişinin dış görünüşü üzerindeki etkisinin yoğunluğundadır. 1) Yüzde Sabit İz (TCK m. 87/1-c): Bu durumda, yara iyileştikten sonra yüzde kalıcı bir iz kalır. Adli tıp uygulamalarına göre bu iz, 'insanlar arası sözel diyalog mesafesinden (1-2 metre) ilk bakışta belirgin bir şekilde fark edilebilir' nitelikte olmalıdır. İz, yüzün estetik bütünlüğünü bozar, ancak kişinin genel yüz hatlarını ve tanınmasını değiştirmez. Bu nitelikli hal gerçekleştiğinde, TCK m. 86'ya göre belirlenen temel ceza 'bir kat' artırılır. 2) Yüzün Sürekli Değişikliği (TCK m. 87/2-b): Bu, çok daha ağır bir durumdur. Yüzde meydana gelen değişiklik o kadar derindir ki, 'kişiyi önceden tanıyanların onu tanımasında duraksamaya yol açacak şekilde yüzün doğal görünümünü bozar'. Yani, kişinin kimliği ve yüz ifadesi temelden değişir. Bu nitelikli hal gerçekleştiğinde, TCK m. 86'ya göre belirlenen temel ceza 'iki kat' artırılır. Bu ceza miktarlarındaki fark, kanun koyucunun ikinci hali çok daha vahim gördüğünü ortaya koyar. Bir yüze kezzap atma eylemi, genellikle ağır doku kayıplarına, yanıklara ve yüz hatlarının tamamen bozulmasına neden olduğu için, tipik olarak 'yüzün sürekli değişikliği' (TCK m. 87/2-b) kategorisine girer. Bu eylem, sadece bir iz bırakmakla kalmaz, aynı zamanda mağdurun yüzünün doğal yapısını ve tanınabilirliğini kalıcı olarak değiştirir.