HMK m. 120 ve devamında düzenlenen 'vergi hatasının düzeltilmesi' yolu, idari bir başvuru yolu olmasına rağmen, 'yargı denetiminden geçmeyen' hatalar için de işletilebilir. Yargı makamları (vergi mahkemesi) tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir kararda, sonradan fark edilen 'açık' bir hesap hatası bulunması durumunda, bu hata için düzeltme yoluna başvurulabilir mi? Bu durum, yargı kararlarının 'kesin hüküm' (res judicata) niteliği ile nasıl bağdaşır?
Bu, usul hukukunda oldukça tartışmalı ve istisnai bir durumdur. Kural olarak, bir yargı kararı kesinleştiğinde 'kesin hüküm' (maddi anlamda) teşkil eder ve aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayalı olarak yeni bir talepte bulunulamaz. Ancak, vergi hukukunun kendine özgü yapısı ve VUK'taki 'düzeltme' müessesesinin geniş kapsamı nedeniyle, bu kurala istisnalar getirilmiştir. VUK m. 116'daki vergi hatası tanımı, hatanın kim tarafından yapıldığına (idare, mükellef, yargı) dair bir ayrım yapmaz. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eğer kesinleşmiş bir yargı kararında, kararın esasına etki eden ve hukuki bir yorum veya takdir içermeyen, 'açık ve basit bir hesap hatası' (örneğin, toplama/çarpma hatası, yanlış vergi oranının uygulanması) varsa, bu hatanın düzeltilmesi için VUK'taki düzeltme-şikâyet yoluna başvurulabilir. Bu durum, kesin hüküm ilkesine bir istisna teşkil eder. Bu istisnanın temel gerekçesi, 'maddi adaletin' ve 'verginin kanuniliği' ilkesinin, 'şekli adaleti' temsil eden kesin hüküm ilkesine üstün gelmesidir. Yani, açık bir maddi hata nedeniyle bir kişinin kanunda öngörülenden fazla veya eksik vergi ödemesinin, sırf karar kesinleşti diye devam etmesi, adalete ve hakkaniyete aykırı görülmektedir. Ancak bu yol, sadece 'açık hesap hataları' ve 'bariz vergilendirme hataları' için geçerlidir. Mahkemenin hukuki yorumuna, takdirine veya delil değerlendirmesine dayalı bir husus, sonradan 'hata' olarak nitelendirilip düzeltme konusu yapılamaz. Bu tür bir uyuşmazlığın çözümü, ancak 'yargılamanın iadesi' gibi olağanüstü kanun yollarıyla mümkündür.