TCK m. 76'da düzenlenen soykırım suçu ile m. 77'de düzenlenen insanlığa karşı suçlar için TCK m. 76/4 ve m. 77/4 uyarınca 'zamanaşımı işlemez' hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemenin, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'ceza zamanaşımı' ilkesi ve 'kanunların geriye yürümezliği' (geçmişe etkili olmaması) ilkesi karşısındaki durumunu, uluslararası hukuk normları ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170860

Bu düzenleme, Anayasa'nın 38. maddesi ve 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesi açısından karmaşık bir hukuki durum yaratmaktadır. 1) Ceza Zamanaşımı İlkesi: Ceza zamanaşımı, TCK'da düzenlenmiş bir maddi ceza hukuku kurumudur. Kural olarak, sonradan çıkarılan ve zamanaşımı sürelerini uzatan veya kaldıran lehe olmayan kanunlar, 'kanunların geriye yürümezliği' (nullum crimen, nulla poena sine lege praevia) ilkesi gereği, kanun yürürlüğe girmeden önce işlenmiş suçlara uygulanamaz. Bu, sanık lehine bir güvencedir. 2) Uluslararası Hukuk ve Sözleşmeler: Ancak, soykırım ve insanlığa karşı suçlar, nitelikleri gereği 'uluslararası suç' (delicta iuris gentium) olarak kabul edilir. Bu suçların cezasız kalmaması, uluslararası toplumun ortak menfaati olarak görülmektedir. 'Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlara Zamanaşımı Uygulanmamasına Dair Avrupa Sözleşmesi' ve 'BM Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü' gibi Türkiye'nin de taraf olduğu veya imzaladığı uluslararası belgeler, bu suçlarda zamanaşımının işlemeyeceğini açıkça belirtmektedir. 3) Değerlendirme: TCK'daki bu düzenleme, uluslararası hukukun bu emredici normlarını (jus cogens) iç hukuka aktarma amacı taşımaktadır. Anayasa'nın 90. maddesi, 'usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır' demektedir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, bu hükme dayanarak, soykırım ve insanlığa karşı suçlar gibi evrensel suçlarda zamanaşımını kaldıran düzenlemelerin, 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesinin bir istisnasını oluşturduğunu ve uluslararası hukukun üstünlüğü gereği uygulanabileceğini kabul etme eğilimindedir. Dolayısıyla, bu suçların evrensel niteliği ve cezasızlıkla mücadele amacı, genel ceza hukuku ilkelerine bir istisna getirilmesini meşru kılmaktadır.