2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu arasındaki ilişki, bir 'genel kanun - özel kanun' ilişkisi olarak nasıl tanımlanır? Bir üniversite öğretim elemanının özlük haklarına ilişkin bir konuda, 2547 sayılı Kanun'da bir düzenleme bulunmuyorsa, hangi kanun hükümlerinin hangi sırayla uygulanması gerekir?
Bu iki kanun arasındaki ilişki, tipik bir 'genel kanun - özel kanun' ilişkisidir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, akademik personelin statüsünü, görevlerini, atanmalarını ve özlük haklarını düzenleyen 'özel kanun' (lex specialis) niteliğindedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ise, tüm devlet memurlarının ortak statüsünü ve rejimini düzenleyen 'genel kanun'dur (lex generalis). 'Özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi uyarınca, bir üniversite öğretim elemanıyla ilgili bir uyuşmazlıkta öncelikle özel kanun olan 2547 sayılı Kanun'a bakılır. Metinde de belirtildiği gibi, uygulanacak hükümlerin hiyerarşik sırası şöyledir: 1) Öncelikle, konuyu doğrudan düzenleyen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri uygulanır. 2) Eğer 2547 sayılı Kanun'da konuyla ilgili bir düzenleme bulunmuyorsa, akademik personelin özlük haklarına ilişkin bir diğer özel kanun olan 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine bakılır. 3) Eğer bu özel kanunlarda da bir hüküm yoksa, o zaman genel kanun olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümleri kıyasen uygulanır. 4) 657 sayılı Kanun'da da bir çözüm bulunamayan hallerde ise, Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun gibi genel hukuk ilkelerine ve düzenlemelerine başvurulur. Bu sıralama, hukuk normlarının uygulanmasındaki hiyerarşiyi ve özel düzenlemelerin önceliği prensibini yansıtır.