4857 sayılı İş Kanunu m. 17'de düzenlenen ihbar süreleri asgari süreler olup, iş sözleşmeleriyle artırılabilir. Yargıtay'ın, bu artırılmış sürelerin 'ihbar ve kötü niyet tazminatı toplamı tutarını aşmayacak' şekilde belirlenmesi gerektiği yönündeki içtihadının hukuki dayanağı nedir? Mahkemenin, sözleşmede öngörülen aşırı uzun bir ihbar süresini (örneğin 1 yıl) 'hakkaniyet indirimi'ne tabi tutması, Anayasa'nın 'sözleşme özgürlüğü' ilkesine bir müdahale midir?
Yargıtay'ın bu içtihadının doğrudan bir yasal dayanağı yoktur; bu, Yargıtay tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı' ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' ilkelerinin, iş hukuku alanındaki 'sözleşme özgürlüğü' ilkesini sınırlaması gerektiği yorumuna dayanmaktadır. İhbar önelinin temel amacı, taraflardan birine (işçiye yeni iş bulması, işverene yeni işçi bulması için) makul bir hazırlık süresi tanımaktır. Bu amacını aşan, özellikle işçiyi işverene aşırı derecede bağlayarak onun iş değiştirme özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran (cezai şart niteliği taşıyan) aşırı uzun ihbar süreleri, dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir. Mahkemenin, sözleşmede öngörülen aşırı uzun bir ihbar süresini hakkaniyet indirimi veya tenkise tabi tutması, Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan 'sözleşme özgürlüğü' ilkesine bir müdahaledir. Ancak bu müdahale, 'meşru' bir müdahale olarak kabul edilir. Çünkü sözleşme özgürlüğü mutlak ve sınırsız bir hak değildir. TMK m. 27 uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Ayrıca, Borçlar Kanunu'ndaki genel işlem koşulları ve cezai şartın tenkisine ilişkin hükümler de (TBK m. 25, m. 182) hâkime, taraflar arasındaki güç dengesizliğinden kaynaklanan aşırı yükümlülükleri denetleme ve hakkaniyete uygun bir seviyeye indirme yetkisi verir. Dolayısıyla, mahkemenin bu müdahalesi, işçiyi koruma ve sözleşme adaletini sağlama gibi daha üstün bir kamu yararı amacıyla yapıldığı için, sözleşme özgürlüğüne orantılı ve meşru bir müdahale olarak değerlendirilir.