Bir kamu görevlisinin, görevini ifa ederken mesleki riskin gerçekleşmesi (örneğin, askeri aracın kusursuz bir şekilde devrilmesi) sonucu uğradığı zararın, idarenin 'kusursuz sorumluluğu' temelinde tazmin edilmesi ilkesi ile Anayasa'nın 129/5. maddesinde düzenlenen 'memurların... işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının... idare aleyhine açılması' (rücu mekanizması) ilkesi arasındaki ilişkiyi açıklayınız. İdare, kusursuz sorumluluk gereği ödediği bir tazminatı, herhangi bir kamu görevlisine rücu edebilir mi?
İki ilke, idarenin sorumluluğunun farklı temellerini ve sonuçlarını düzenler ve birbirini dışlamaz, tamamlar. 1) Kusursuz Sorumluluk (Risk İlkesi): Bu ilke, zararın kaynağında idareye veya personeline atfedilebilecek hiçbir 'kusur' bulunmadığı durumlarda idarenin sorumluluğunu düzenler. Sorumluluğun temeli, idarenin yürüttüğü riskli faaliyetten toplum adına yararlanması ve bu risk gerçekleştiğinde ortaya çıkan özel ve olağandışı külfetin sadece o kamu görevlisine yüklenmemesi gerektiği düşüncesidir (kamu külfetleri karşısında eşitlik). Danıştay'ın birçok kararında (örneğin Havan Mermisi İnfilakı Sonucu Şehit Olan Er kararı) bu ilke vurgulanmıştır. 2) Rücu Sorumluluğu (Anayasa m. 129/5): Bu ilke ise, zararın kaynağında bir kamu görevlisinin 'görev kusuru'nun bulunduğu durumlarda işletilir. Zarar, memurun ihmali, özensizliği veya kasıtlı eylemi sonucu doğmuştur. Bu durumda idare, öncelikle 'hizmet kusuru' veya 'görev kusuru' nedeniyle zararı mağdura öder. Anayasa'nın bu hükmü, mağdurun doğrudan memurla değil, ödeme gücü daha yüksek ve muhatap alınması daha kolay olan idareyle karşı karşıya kalmasını sağlayarak mağduru korur. Ancak idare, bu ödemeyi yaptıktan sonra, zarara 'kusuruyla' sebep olan memura dönerek, ödediği tazminatı ondan geri ister. Bu işleme 'rücu' denir. Bu iki ilkenin ilişkisi şöyledir: İdare, 'kusursuz sorumluluk' ilkesi gereği bir tazminat ödediğinde, ortada kusurlu bir kamu görevlisi bulunmadığı için, bu tazminatı herhangi bir personele rücu edemez. Rücu, ancak ve ancak zararın temelinde ispatlanmış bir 'görev kusuru'nun yatması halinde mümkündür. Dolayısıyla, ilk ilke idarenin kusursuzken dahi tazminat ödeme yükümlülüğünü, ikinci ilke ise kusurlu personelinin yol açtığı zararı ödedikten sonra ona geri dönme hakkını düzenler.