İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 41, mahkemelerin bağlantı iddialarını reddetmeleri halinde, bu ara kararına karşı tarafların 15 gün içinde Danıştay'a (veya BİM'e) başvurabileceğini düzenlemektedir. Bu özel kanun yolunun, idari yargıdaki genel kural olan 'ara kararlarına karşı tek başına kanun yoluna gidilemeyeceği' (İYUK m. 45/1) ilkesine getirdiği istisnanın temel amacı ve usul hukuku açısından önemi nedir?
Bu özel kanun yolunun temel amacı, 'usul ekonomisi', 'çelişkili kararların önlenmesi' ve 'doğal hâkim ilkesi' gibi temel yargılama ilkelerini, yargılamanın en başında ve etkin bir şekilde güvence altına almaktır. İdari yargılamada genel kural, yargılamayı geciktirmemek adına, esasa ilişkin nihai kararla birlikte temyiz/istinaf edilebilecek olan ara kararlarına karşı tek başına kanun yolunun kapalı olmasıdır. Ancak İYUK m. 41'deki istisnanın önemi şuradan kaynaklanır: Davaların bağlantılı olup olmadığı ve birleştirilip birleştirilmeyeceği meselesi, yargılamanın geri kalanını temelden etkileyen, stratejik bir usul sorunudur. Eğer bağlantılı davalar ayrı ayrı görülmeye devam ederse, şu riskler ortaya çıkar: 1) Çelişkili Kararlar: Farklı mahkemeler, aynı maddi veya hukuki sebebe dayanan davalarda birbiriyle çelişen kararlar verebilir. Bu, hukuki güvenlik ve yargıya güven açısından son derece sakıncalıdır. 2) Usul Ekonomisinin İhlali: Aynı tanıkların tekrar tekrar dinlenmesi, aynı bilirkişi incelemelerinin yeniden yapılması gibi işlemlerle zaman, emek ve masraf israfı yaşanır. Kanun koyucu, bu telafisi zor riskleri önlemek için, yargılamanın en başında bu sorunun üst bir merci tarafından kesin olarak çözülmesini istemiştir. Bu nedenle, bağlantının reddine ilişkin ara karara karşı, nihai kararı beklemeden, özel ve hızlı bir denetim yolu öngörmüştür. Bu, genel kurala getirilmiş önemli ve yerinde bir istisnadır.