5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu m. 37/2, 'sahte belge ibraz ederek' kredi kartı sözleşmesi imzalamayı ayrıca bir suç olarak düzenlemektedir. Yargıtay'ın, failin sahte kimlikle kredi kartını 'elde etmesi' halinde TCK m. 245/2'nin (sahte kart üretme), 'elde edememesi' (teşebbüs) halinde ise 5464 S.K. m. 37/2'nin uygulanması gerektiği yönündeki içtihadını, 'özel kanun-genel kanun' ilişkisi ve 'suçların içtimaı' kuralları açısından değerlendiriniz.
Yargıtay'ın bu içtihadı, suçların içtimaı ve kanunların zaman ve konu bakımından uygulanmasına ilişkin karmaşık bir yorumu yansıtmaktadır. 1) Özel Kanun - Genel Kanun İlişkisi: Kural olarak, aynı fiili düzenleyen bir genel kanun (TCK) ve bir özel kanun (5464 S.K.) varsa, 'özel kanunun önceliği' ilkesi gereği özel kanun uygulanır. Ancak burada fiiller tam olarak aynı değildir. TCK m. 245/2, 'sahte kart üretmeyi' yani maddi olarak kartın kendisinin sahte olmasını düzenlerken, 5464 S.K. m. 37/2 'sözleşme imzalamak için sahte belge ibraz etmeyi' yani kartın elde edilme yöntemindeki sahteciliği düzenler. 2) Yargıtay'ın Yorumu ve İçtima: Yargıtay, bu iki norm arasındaki ilişkiyi bir 'tüketen-tüketilen norm' veya 'asli-fer'i norm' ilişkisi olarak yorumlamaktadır. Yargıtay'a göre, failin sahte kimlikle yaptığı başvuru sonucunda bankayı aldatıp, adına gerçek ancak haksız bir kredi kartı çıkarılmasını sağlaması, aslında 'başkasına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirerek sahte banka veya kredi kartı üretmek' suçunun özel bir işleniş biçimidir. Yani, sahte belge kullanarak başkasının kimliğine bürünüp bir kart elde etmek, TCK m. 245/2'deki 'üretme' fiilinin kapsamına giren daha ağır ve tamamlanmış bir eylemdir. Bu durumda, daha genel ve ağır olan TCK m. 245/2 hükmü, özel kanundaki daha hafif olan eylemi (sahte belgeyle başvurma) kendi içinde eritir ve sadece TCK'dan ceza verilir. Ancak, failin eylemi teşebbüs aşamasında kalırsa, yani sahte belgeyle başvurmasına rağmen banka durumu fark eder ve kartı vermezse, TCK m. 245/2'nin 'üretme' neticesi gerçekleşmemiş olur. Bu durumda, failin cezalandırılabilir eylemi, sadece 5464 S.K. m. 37/2'de tanımlanan 'sözleşme imzalamak için sahte belge ibraz etme' suçu olarak kalır ve bu özel kanundan cezalandırılır. Bu yorum, eylemin ulaştığı neticeye göre uygulanacak kanunu belirleyen, pragmatik bir içtima çözümüdür.