4857 sayılı İş Kanunu m. 27 uyarınca, işveren iş arama iznini kullandırmazsa, o süreye ilişkin ücreti işçiye öder. Eğer işveren, bu izin sırasında işçiyi çalıştırırsa, normal ücrete ilaveten çalıştırdığı sürenin ücretini de '%100 zamlı' öder. Bu iki farklı yaptırım arasındaki temel farkı ve kanun koyucunun bu ayrımı yapmasındaki amacı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170850

İki yaptırım arasındaki temel fark, işverenin yükümlülüğünü ihlal etme derecesinden kaynaklanır. Kanun koyucunun amacı, iş arama izni hakkını güçlü bir şekilde korumak ve işverenin bu hakkı kötüye kullanmasını aşamalı olarak cezalandırmaktır. 1) İznin Kullandırılmaması: Bu durumda işveren, işçiye günde en az iki saat olan 'yeni bir iş bulma imkanını' tanımamıştır. İşçinin bu sürede çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın, sadece bu imkanın elinden alınması nedeniyle, o süreye (örneğin günde 2 saat) ilişkin normal ücretini ödemekle yükümlü tutulur. Bu, hakkın kullandırılmamasının temel yaptırımıdır. 2) İzin Sırasında Çalıştırma: Bu durum, ilkine göre daha ağır bir ihlaldir. İşveren, sadece işçinin iş arama hakkını gasp etmekle kalmamış, aynı zamanda kanunen dinlenmesi veya iş araması gereken bu süreyi kendi menfaatine kullanarak işçiden ek bir verim elde etmiştir. Bu, hakkın açıkça kötüye kullanılmasıdır. Kanun koyucu, bu daha ağır ihlali daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır. İşçi, o süre için zaten alması gereken normal ücretine ('izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete') ek olarak, çalıştırıldığı için bu sürenin ücretini bir de '%100 zamlı' olarak alır. Yani, o 2 saatlik çalışma için toplamda 3 yevmiye (1 normal + 2 zamlı) almış olur. Bu, işvereni işçiyi izin saatinde çalıştırmaktan caydırmayı amaçlayan cezai nitelikte bir ücrettir.