5237 sayılı TCK m. 80'de düzenlenen 'insan ticareti' suçunun oluşabilmesi için, maddenin birinci fıkrasında sayılan 'tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulama, nüfuzu kötüye kullanma, kandırma veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek' gibi araç fiillerden birinin kullanılması zorunludur. Ancak, maddenin üçüncü fıkrası, mağdurun 'onsekiz yaşını doldurmamış' olması halinde bu araç fiillere başvurulmasa dahi suçun oluşacağını belirtmektedir. Bu düzenlemenin ardındaki hukuki mantık ve korunan hukuki değer nedir?
Bu düzenlemenin ardındaki hukuki mantık, kanun koyucunun 18 yaşını doldurmamış çocukların iradelerinin, hukuken 'geçerli bir rıza' oluşturma yeteneğine sahip olmadığını varsaymasıdır. Korunan hukuki değer ise, çocuğun bedensel ve cinsel dokunulmazlığı, özgürlüğü ve sağlıklı gelişim hakkıdır. TCK m. 80/3, çocukların sömürüye karşı özel olarak korunması gerektiğini kabul eden evrensel hukuk ilkelerinin bir yansımasıdır. Bir yetişkin, 'çaresizliğinden yararlanılarak' elde edilen rızasıyla sömürüye maruz kalabilirken, bir çocuğun fuhuş, zorla çalıştırma gibi amaçlarla bir yerden bir yere götürülmesi veya barındırılması durumunda, onun 'rızası' hukuken yok sayılır. Çocuğun bu duruma görünüşte istekli olması, kandırılmış olması veya durumu tam olarak idrak edememesi, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kanun, çocuğun iradesini sakatlayan herhangi bir araç fiilin varlığını aramaksızın, eylemin kendisini (çocuğu bu amaçlarla tedarik etme, götürme, barındırma) suç olarak tanımlamıştır. Bu, çocuğun korunmasına yönelik mutlak bir yaklaşımı yansıtır ve failin 'çocuğun rızası vardı' şeklindeki bir savunma yapmasını engeller. Mağdurun yaşının küçük olması, araç fiilin yerine geçen bir unsur olarak kabul edilmiştir.