Bir davada, ilk bilirkişi raporu ile sonradan alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunması halinde, hâkimin bu çelişkiyi gidermeden raporlardan birini esas alarak hüküm kurması, Yargıtay tarafından neden bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir? HMK m. 281 ve 282 bağlamında hâkimin bu durumda izlemesi gereken usuli yol nedir?
Hâkimin, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kurması, Yargıtay tarafından iki temel nedenle bozma sebebi sayılmaktadır: 1) Yetersiz Gerekçe ve Denetim Eksikliği: HMK m. 297'ye göre, mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Hâkim, çelişkili raporlardan hangisini hangi üstün gerekçelerle tercih ettiğini, diğerini neden yetersiz bulduğunu somut ve denetime elverişli bir şekilde açıklamak zorundadır. Sadece 'A raporu benimsenmiştir' demek yeterli değildir. Bu açıklamayı yapmadan karar vermesi, kararın gerekçesiz kalmasına ve üst mahkemenin (istinaf/temyiz) kararın doğruluğunu denetleyememesine yol açar. 2) Adil Yargılanma Hakkının İhlali: Bilirkişi raporları, özellikle teknik konularda, yargılamanın seyrini ve sonucunu derinden etkileyen önemli delillerdir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemesi, maddi gerçeğe ulaşılmasını engeller ve tarafların hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) zedeler. HMK m. 282, hâkimin bilirkişi görüşünü serbestçe değerlendireceğini belirtse de, bu serbesti keyfilik anlamına gelmez. Hâkimin izlemesi gereken usuli yol, HMK m. 281/2'de belirtilmiştir. Hâkim, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için; a) Bilirkişilerden ek rapor isteyebilir, b) Bilirkişileri duruşmaya davet edip sözlü olarak dinleyerek çelişkiyi gidermelerini isteyebilir, c) Bu yollarla çelişki giderilemezse, yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti görevlendirerek üçüncü bir rapor alabilir. Bu yollara başvurmadan, çelişkili raporlardan birini keyfi olarak seçerek karar vermesi, usule aykırıdır ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/5948 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi bir bozma sebebidir.