TCK m. 245/a'da düzenlenen 'Yasak cihaz veya programlar' suçu, bilişim suçlarının işlenmesine yönelik bir 'hazırlık hareketi' niteliği taşımasına rağmen neden bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir? Bu düzenlemenin, ceza hukukunun 'suça iştirak' ve 'teşebbüs' kuralları açısından getirdiği yenilik ve sağladığı kolaylık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170843

TCK m. 245/a'da düzenlenen suçun, bir hazırlık hareketi olmasına rağmen bağımsız bir suç olarak düzenlenmesinin temel nedeni, bilişim suçlarıyla mücadelenin etkinliğini artırmaktır. Normal şartlarda, ceza hukuku kural olarak hazırlık hareketlerini cezalandırmaz; bir suçun cezalandırılabilmesi için en azından 'icra hareketlerine' başlanmış olması (teşebbüs aşaması) gerekir. Ancak bilişim suçlarının doğası gereği, bu suçları işlemekte kullanılacak cihazların (skimmer cihazları gibi) veya yazılımların (kötücül yazılımlar, şifre kırıcılar) imal edilmesi, ithal edilmesi veya bulundurulması dahi, başlı başına büyük bir tehlike arz etmektedir. Kanun koyucu, bu tehlikeyi öngörerek, normalde cezalandırılmayan hazırlık aşamasını, 'soyut tehlike suçu' olarak tanımlayarak cezalandırma kapsamına almıştır. Bu düzenlemenin getirdiği yenilik ve kolaylık şudur: 1) Teşebbüs ve İştirak Sorunlarını Aşmak: Savcılık makamının, bu cihaz veya programları bulunduran kişinin, hangi somut bilişim suçunu (dolandırıcılık, sisteme girme vb.) işlemeye teşebbüs ettiğini veya kiminle iştirak halinde olduğunu ispatlamasına gerek kalmaz. Sadece bu yasak cihaz veya programları 'bilişim suçlarını işlemek amacıyla' imal etmek, bulundurmak veya satmak, suçun oluşması için yeterlidir. Bu, ispatı zor olan 'kast' ve 'icra hareketi' unsurlarını baypas ederek, mücadelenin daha erken bir aşamada başlamasını sağlar. 2) Caydırıcılık: Bilişim suçlarının 'araçlarını' temin etmeyi dahi suç haline getirerek, bu alanda faaliyet gösteren kişiler üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratır.