Bir işçi, ikale (bozma) sözleşmesi imzalayarak işten ayrıldığında, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında işsizlik ödeneğinden yararlanabilir mi? İkale sözleşmesinin, bu kanunun aradığı 'kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalma' şartını ne şekilde etkilediğini Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170837

Kural olarak, ikale sözleşmesi ile işten ayrılan bir işçi, işsizlik ödeneğinden yararlanamaz. Çünkü 4447 sayılı Kanun, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için işçinin 'hizmet akdinin... kendi istek ve kusuru dışında sona ermesi' şartını aramaktadır. İkale sözleşmesi, iş sözleşmesinin tarafların 'karşılıklı anlaşması' ile sona erdirilmesidir. Bu durum, işçinin 'kendi isteğiyle' işten ayrıldığı bir durum olarak yorumlanır ve kanunun aradığı şartı sağlamaz. Ancak Yargıtay, bu kurala önemli bir istisna getirmiştir. Eğer ikale sözleşmesi yapma teklifi işverenden gelmişse ve sözleşmenin içeriği, işçiye yasal haklarına ek olarak 'makul bir yarar' sağlamıyorsa, Yargıtay bu durumu işçinin serbest iradesine dayanmayan, işverenin fesih iradesini gizleyen bir işlem olarak kabul etmektedir. Bu gibi durumlarda, sözleşmenin görünüşte ikale olmasına rağmen, esasen bir 'işveren feshi' olduğu kabul edilir. Eğer bu işveren feshi, işçinin kusuruna dayanmıyorsa (geçerli veya haksız bir fesihte), işçi işsizlik ödeneğine hak kazanabilir. Dolayısıyla, SGK'nın ikaleyi 'istifa' olarak kodlayarak ödenek talebini reddetmesi halinde, işçi iş mahkemesinde feshin gerçek niteliğinin tespiti için dava açabilir.