HMK m. 271, bilirkişilere yemin verdirilmesini zorunlu kılmaktadır. Listeye kayıtlı bilirkişilere bir defaya mahsus genel yemin verdirilmesi ile listeye kayıtlı olmayan bilirkişilere her görevlendirmede yemin verdirilmesi arasındaki farkın, usul ekonomisi ve bilirkişinin tarafsızlığının sağlanması ilkeleri açısından pratik sonuçları nelerdir? Yeminsiz bir bilirkişinin düzenlediği rapora dayanılarak hüküm kurulması, tek başına bir bozma nedeni teşkil eder mi?
İki farklı yemin usulünün pratik sonuçları şunlardır: 1) Usul Ekonomisi: Listeye kayıtlı ve sıkça görevlendirilen bilirkişilere her davada ayrı ayrı yemin ettirmek, duruşma zamanından ve formalitelerden kayba neden olur. Bir defaya mahsus genel bir yemin alınması ve her görevlendirmede bu yeminin hatırlatılması, yargılamayı hızlandırarak usul ekonomisi ilkesine hizmet eder. Listeye kayıtlı olmayan ve istisnai olarak görevlendirilen bilirkişilere ise o davaya özgü olarak yemin ettirilmesi, bu kişilerin görevin ciddiyetini ve sorumluluğunu anlamaları için gereklidir. 2) Tarafsızlığın Sağlanması: Yeminin temel amacı, bilirkişi üzerinde manevi bir baskı kurarak onun görevini sadakatle, özenle, bilim ve fenne uygun, tarafsız ve objektif bir şekilde yapmasını sağlamaktır. Her iki usul de bu amaca hizmet eder. Listeye kayıtlı bilirkişinin genel yemini, onun sürekli bir sorumluluk altında olduğunu hissettirirken, anlık görevlendirilen bilirkişiye mahkeme huzurunda yemin ettirilmesi, o davaya özel bir dikkat ve özen göstermesi gerektiğini vurgular. Yeminsiz bir bilirkişinin düzenlediği rapora dayanılarak hüküm kurulması, HMK'nın emredici bir hükmünün (m. 271) ihlali anlamına gelir. Bu, önemli bir usul hatasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu durum tek başına bir bozma nedenidir. Çünkü yemin, bilirkişilik görevinin geçerlilik şartlarından biri olarak kabul edilmekte ve yeminsiz alınan bir raporun hukuki değeri ve güvenilirliği sorgulanır hale gelmektedir. Bu eksiklik, adil yargılanma hakkının bir parçası olan 'usulüne uygun delil elde etme' ilkesini de zedeler.