İnternet üzerinden işlenen bir cinsel taciz suçunda, failin kimliğinin tespit edilememesi veya IP adresinin yurtdışında bir VPN hizmetine ait olması gibi durumlarda, soruşturma makamlarının (savcılık, polis) ispat açısından başvurabileceği 'açık kaynak araştırması' ve diğer dijital delil toplama yöntemlerinin hukuki sınırları nelerdir? Bu yöntemlerle elde edilen dolaylı deliller, mahkumiyet için tek başına yeterli olabilir mi?
Soruşturma makamlarının başvurabileceği yöntemler ve hukuki sınırları şunlardır: 1) Açık Kaynak Araştırması: Polisin, şüpheli sosyal medya hesabındaki herkese açık paylaşımları, arkadaş listelerini, etiketlendiği fotoğrafları, kullanılan takma adın başka platformlardaki izlerini sürmesi gibi faaliyetlerdir. Bu araştırmalar, özel hayatın gizliliğini ihlal etmediği sürece (yani kamuya açık verilerle sınırlı kaldığı sürece) hukuka uygundur. 2) Bilirkişi İncelemesi: Şüphelinin veya mağdurun el konulan dijital materyalleri (telefon, bilgisayar) üzerinde, silinmiş verileri kurtarma, yazışma kayıtlarını bulma gibi incelemeler yapılması. Bu, CMK uyarınca hâkim kararı gerektirir. 3) Uluslararası Adli Yardımlaşma (İstinabe): IP adresi yurtdışındaysa, o ülkenin adli makamlarından kullanıcı bilgilerinin istenmesi. Ancak bu, uzun ve genellikle sonuçsuz kalan bir süreçtir, zira birçok servis sağlayıcı (Facebook, Twitter vb.) bu bilgileri paylaşmamaktadır. Bu yöntemlerle elde edilen dolaylı delillerin (örneğin, şüpheli hesabın profil fotoğrafının sanığın başka bir yerdeki fotoğrafıyla benzeşmesi, kullanılan e-posta adresinin sanıkla ilişkilendirilmesi) mahkumiyet için tek başına yeterli olup olmayacağı, somut olayın özelliklerine ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine bağlıdır. Yargıtay, tek bir dolaylı delile dayanarak mahkumiyet kurulmasını genellikle hukuka aykırı bulmaktadır. Ancak, birden fazla dolaylı delilin (örneğin, şüpheli hesaptan atılan mesajlarda sadece sanığın bilebileceği bir detayın yer alması, hesabın sanığın telefonundan kullanıldığına dair teknik veri vb.) bir araya gelerek sanığın suçu işlediğine dair 'akla uygun, tutarlı ve şüpheden arındırılmış bir sonuç' ortaya koyması halinde, bu deliller mahkumiyet için yeterli kabul edilebilir.